Giriş

Orijinalini görmek için tıklayınız : ÇANAKKALE SAVAŞLARI'NDA ANZAK'LARIN ROLÜ NEDİR ?



EmeL
03-06-2012, 21:30
çanakkale savaşında anzaklar kimlerdir anzaklar neden çanakkaledeydi anzaklar kimlerdir çanakkale ve anzakların rolü çanakkale savaşında anzakların rolü nedir



ÇANAKKALE SAVAŞLARI'NDA ANZAK'LARIN ROLÜ NEDİR ?



http://www.anzacsite.gov.au/4panels/images/panel7.jpg


Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasından hemen sonra İngiltere ve Fransa Devletleri Almanya karşısında zor durumda kalan müttefiki Çarlık Rusyası'na silah ve malzeme yardımı yaparak onun askerî gücünü takviye etmek, İstanbul'u da alarak Osmanlı Devleti'ni savaş dışı bırakmak ve Yunanistan, Bulgaristan gibi tarafsız Balkan Devletleri'ni kendi yanlarında savaşa çekmek gibi nedenlerle Çanakkale Boğazı'nı zorlayıp geçmeye karar verdiler. Ancak bu konuda üçlü İtilaf Devletleri arasında bir görüş ayrılığı vardı. O da Çanakkale Boğazı'nın nasıl geçileceği konusu idi. İngilizlerin görüşüne göre; Çanakkale Boğazı, donanmanın kara kuvvetleriyle desteklenerek yapılacak bir taarruz sonucu geçilmeliydi. Fransızların görüşüne göre ise Birinci Dünya Savaşı'nda kesin sonuç Batı Cephesi'nde alınacaktır. Bu nedenle bütün askerî güç Batı Cephesi'ne verilmelidir. Dolayısıyla Çanakkale Boğazı sadece donanma ile yapılacak bir taarruz sonucu geçilmelidir. Sonuçta İtilaf Devletleri Fransız görüşüne benimseyerek Çanakkale Boğazı'nı sadece donanma taarruzu ile geçmeye karar verdiler.

19 Şubat 1915 tarihinde İngiliz - Fransız Müttefik Donanması Çanakkale Boğazı'nı geçmek için taarruza geçti. 25 Şubat 1915'te Müttefik Donanması Gelibolu Yarımadası'nın ucunda bulunan Seddülbahir ve Anadolu yakasındaki Kumkale'ye asker çıkardı. Bunun üzerine endişeye kapılan Osmanlı Hükümeti Erzurum ve Edirne Kaleleri'nden buraya naklettiği toplarla Çanakkale'deki kaleleri güçlendirdi. Şimdi Türk deniz savunma kavramının üç ayağı meydana geldi. Birincisi, Boğaz'a girecek Müttefik Filosuna eğik yolla ateş edecek obüs topları; ikincisi, art arda seri hâlinde döşenen su altı mayın hatları ve üçüncüsü de ağır kıyı savunma toplarından oluşan iç savunma mevzisiydi. Bu taarruzda İtilaf Devletleri Donanması başarı sağlayamadı.

18 Mart 1915 tarihinde Amiral de Robeck komutasındaki birleşik İngiliz - Fransız Donanması Boğaz'ı geçmek için büyük bir taarruz başlattı. İlk anda Müttefik Donanma Türk kalelerinden yapılan top atışlarını susturdu. Ancak, 8'inci Topçu Alayı obüs toplarını eğik yolla hedefe göndererek etkili

oluyordu. Bir süre sonra üç Müttefik Donanma zırhlısı sırayla döşenmiş mayın hatlarına çarparak battı. Aslında burada Osmanlı ordu komutası mayın hatlarını alışılagelmişin dışında döşeterek Müttefik Donanmasını gafil avlamıştı. Ardından Müttefik Donanmanın Boğaz'ı terk etmesiyle tarihin en büyük boğaz harplerinden birisi olan Çanakkale Deniz Savaşı Türklerin kesin zaferiyle sonuçlandı.
18 Mart Çanakkale Deniz Savaşı yenilgisinden sonra Müttefikler Gelibolu Yarımadası'na asker çıkararak karadan Türk tahkimatını arkadan kuşatıp Boğaz'ı geçmeye karar verdiler.



4 Ağustos 1914 tarihinde Almanya ile İngiltere arasında savaş ilan edilince İngiliz Dışişleri Bakanı Sir Edvvard Grey denizaşırı kolonilerine bir çağrıda bulunarak onlardan yardım istemişti. Bunun üzerine ana vatandan gelen bu yardım çağrısına diğer koloniler gibi Avustralya ve Yeni Zelanda Hükümetleri olumlu cevap verdiler. Hatta dönemin Avustralya Başbakanı Andrevv Fisher İngiltere'ye şu tarihî cevabı verdi; Avustralya son adamına ve son kuruş parasına kadar ana vatanla beraberdir."

Avustralya ve Yeni Zelanda'nın Birinci Dünya Savaşı'na İngiltere'nin yanında katılma nedenleri:
1- Avustralya ve Yeni Zelanda ile İngiltere arasında tarihsel bağların olması ve hatta bu ülkelerin varoluş nedeni olarak İngiltere'yi görmeleri,
2- Güney Pasifik'teki Alman ve Japon tehlikesine karşı bu iki ülkenin savaşta İngiltere'nin yanında yer almasının kendi yaşamsal çıkarları ve güvenlikleri açısından gerekli olması,
3- Bu iki ülkede yaşayan insanların coğrafi olarak İngiltere'den çok uzak olmalarına rağmen dış dünyayla ilişkilerini İngiltere vasıtasıyla sürdürmeleri ve dolayısıyla İngiltere'nin tehlikeye düşmesi bu iki ülkenin de tehlikeye düşmesi anlamına gelmesi idi.

1914 yılında Birinci Dünya Savaşı başladıktan sonra savaşa katılan Avustralyalı ve Yeni Zelandalı askerler üzerinde savaşa katılma nedenleri ile ilgili yapılan bir ankette şu sonuçlar çıkmıştır:
1- Askerlerin savaşa vatan, millet ve bayrak için katıldıklarını söylemesi, (Burada kastedilen vatan İngiltere, bayrak ise İngiliz bayrağıdır.)

2- Askerlerin toplumsal baskı nedeni ile savaşta yer aldıklarını belirtmesi,

3- Askerlerin macera arama duygusuyla savaşta yer aldıklarını söylemesi, (Çünkü bu insanlar Avustralya'dan çok uzakta bulunan Asya, Afrika ve Avrupa'yı ancak savaş bahanesiyle görebileceklerdi.)
4- Avustralya ve Yeni Zelanda'da "Hans" olarak bilinen Almanlara karşı duyulan kin ve nefretin çok yüksek olması,
5- Avustralya ve Yeni Zelanda'da özellikle kırsal kesimde yaşanan ekonomik sıkıntıların hat safhada yer almasıydı.

İngiltere'nin teklifinin uygun görülmesinden sonra Avustralya Hükümeti General Bridges'i kendi komutasında bir seferî kuvvet oluşturması için görevlendirdi. İngiliz Savaş Bakanlığı Avustralya ve Yeni Zelanda'dan gelecek kuvvetleri İngiliz kuvvetleri içinde kullanmayı düşünüyordu. Ancak General Bridges ise kurduğu bu seferî kuvvetleri bir millî ordu olarak kabul edip kendi komutasında ayrı görev yapmasını istiyordu.General Bridges'in ısrarı üzerine İngiliz Savaş Bakanlığı bu isteği kabul etti. Buna göre seferî kuvvetler şu şekilde düzenlendi:
A-1 'inci Piyade Tümeni (Bunların subay ve er toplamı 18.000 idi.)

B-1 'inci Hafif Süvari Tugayı (Bunların subay ve er toplamı 2226 idi.)8

Yine aynı şekilde savaşın başlamasından sonra İngiltere Yeni Zelanda'ya General Goodley'i göndererek burada bir seferî kuvvet hazırlamasını istedi. Bunun üzerine General Goodley Yeni Zelanda'ya gelerek Piyade Taburu ve Hafif Süvari Alayı9 birliklerini oluşturdu:

İngiliz Savaş Bakanlığının isteği ile General Goodley komutasındaki Yeni Zelanda Seferî Birlikleri, Batı Avustralya'daki King George Limanı'na geldikten sonra buradan 1 Kasım 1914 tarihinde Avustralya Seferî Kuvvetleri ile birlikte Mısır'a hareket etti. Bu birlikler Mısır'a ulaştıktan sonra İngiliz Savaş Bakanlığı emri ile General VVlIliam Riddle Birdvvood komutasında bir kolordu hâline getirildi. İşte ANZAK (ANZAC) sözcüğü Avustralya ve Yeni Zelanda Kolordusu (Australian and New Zealand Army Corps) kelimelerinin baş harflerinden meydana gelmiş bir kısaltmadır. Bu ANZAK Kolordusunun iki tümeninden birisi General Bridges komutasında Avustralyalılardan oluşan 1 'inci Avustralya Tümeni idi. Diğer tümen ise 4'üncü Avustralya Piyade Tugayı, 1 'inci Avustralya Hafif Süvari Tugayı ile yeni Zelanda Bindirilmiş Piyade Tugayı ve Yeni Zelanda Sahra Topçu Alayından oluşuyordu.

Bu arada Ocak 1915'te uzun zamandan beri beklenen Süveyş Kanalı yönündeki Türk saldırısı başladı. Balkan Savaşları'ndan yeni çıkmış yorgun ve silah donanımından yoksun Türk askeri Kanal Cephesi'nde ANZAK'lara

karşı ağır bir yenilgi alarak geri çekildi. Bu başarı ANZAK'ları şaşırttı. Onlar daha ilk karşılaşmada Türkleri yenebileceklerini sanmıyorlardı. Kanal Cephesi'ndeki başarıdan sonra Mısır'daki Zeytun Askerî Kampı'na dönen ANZAK'lar sabırsızlıkla Batı Cephesi'ne yani Avrupa'ya gitmeyi beklemeye başladılar.

Diğer taraftan Mısır'a gelen haberler İngiliz ve Fransız Donanmasının Çanakkale Boğazı'na karşı büyük bir askerî hareket başlattığı ve ancak başarısız olarak geri çekildikleri şeklindeydi. Mart ayı sonunda ANZAK'lar Çanakkale'de büyük bir kara harekâtının başlatılacağını ve bunun için kendilerinin de burada savaştıracaklarını öğrendiler ve hayal kırıklığına uğradılar. Çünkü onlar bir an evvel Avrupa'ya gitmek istiyorlardı.

Gelibolu Yarımadası'nda Müttefik Donana desteğinde çıkarma yapılacağı açıklandıktan sonra Mısır'da bulunan ANZAK'lar gemilere bindirilerek, coğrafi konumu gereğince Gelibolu Yarımadası'na yakın ve Ege ve Akdeniz açısından da stratejik öneme sahip Limni Adası'na getirildiler. Adada ANZAK'lardan başka İrlandalı, Hintli, Filistinli vb. birlikler de vardı. Limni Adası'nda, Gelibolu Yarımadası'na çıkarma harekâtı için kısa bir süre eğitim aldıktan sonra ANZAK'lar beklemeye başladı.

Birinci Dünya Savaşı sırasında Türk Ordusu açısından 24 Mart 1915 tarihinde Enver Paşa Çanakkale'de 5'inci Orduyu kurmaya karar verdi ve bu ordunun başına da İstanbul'da 1 'inci Ordu Komutanı olan Alman Liman von Sanders Paşa'yı atadı. 26 Mart 1915'te Gelibolu'ya gelen Liman Paşa yarımadada İngiliz çıkarmasının kuzeyden Saros Körfezi ile Anadolu kıyılarında Kumkale'ye yapılacağı izlenimini edindi. Ardından da bölgedeki tüm savunma planlarını buna göre düzenletti. Liman Paşa'ya göre, düşman Gelibolu Yarımadası'na büyük bir çıkarma yapmayacaktı. Böylece o büyük bir yanılgıya düşüyordu.

25 Mart 1915'te kabul edilen çıkarma planına göre; lan Hamilton çıkarma yapmak için Gelibolu Yarımadası'nın güney yarısını seçti. Kuzeyde Bolayır'da ve Anadolu Yakası'nda da Kumkale'de Türkleri atlatmak için yapılacak iki sahte hareketten sonra esas birlikler Seddülbahir Bölgesi'ne beş ayrı noktadan karaya çıkarken başka bir çıkarma birliği de Kabatepe Bölgesi'nden Eceabat'a doğru ilerleyecek ve bu hattın güneyinde kalan Türk birliklerini teslime zorlayacaktı. Bu amfibi hareket için Anafartalar Ovası'nın önündeki kıyılar yani Kabatepe dolayları elverişli plajlara sahipti.15

General lan Hamilton "Gelibolu Günlüğü" adlı eserinde ANZAK'ların Çanakkale Savaşları'nda oynayacağı rolü şöyle anlatmaktadır: Avustralya ve Yeni Zelanda Kolordusu Kabatepe ve Arıburnu batısında, sahilde Sazlıbeyt Dere civarında karaya çıkacak ve yarımadanın yüksek omurgasını ele geçirecekti. Böylece Türklerin Kilitbahir Yaylası yönündeki ricat yolları kesilecekti. ANZAK Birliklerinin karaya çıkışı tabi sağlam bir temele dayanıyor ve ümit ederim ki plana uygun bir şekilde hareket etsinler. Kurmay Karargâhım hangi mevkilerin elde tutulacağını harita üzerinde işaret etti.16
Suvla'daki balıkçı damlarından başlayarak kuzeye ve ovaya uzanan tepe üzerinden, Kabatepe'nin biraz ötesinde, düşmanı takiben bu bölge temizlenecekti. General Birdvvood bu hatta kadar olan yerleri ele geçirir ve orada tutunabilirse, oradan Kocadere yönünde Türkleri püskürtür ve yarımadanın güneyi düşmandan kurtulmuş olur. Hele, Çanakkale Boğazı'ndan ilerleyecek donanma gemileri desteğindeki taşıt gemileri birlikleri Bolayır Bölgesi yakınlarında karaya çıkartırsa, harekâtımız Türkler üzerinde öldürücü bir etki yapacaktır.

24 Nisan 1915'te Mondros üssünden hareket eden ANZAK Kolordusu ile yüklü konvoy ve 2'nci Filo 25 Nisan sabahı saat 1.30'da çıkarma yerine geldiler. Saat 3'te ilk hücum grubunu oluşturan 1500 kişilik ANZAK Birliği Kocatepe istikametine yöneldi. Ancak bir saat sonra ANZAK'lar kıyı akıntıları nedeniyle Kabatepe kumsalı yerine Arıburnu kıyılarına indi.

Bu sırada Arıburnu ve Kabatepe sahilinde 27'nci Alayın 2'nci Tümeni bulunmaktaydı. ANZAK'lar çıkarma yaptığında Arıburnu kıyılarını bu birliğin 4'üncü Bölüğü tutuyordu. ANZAK Kolordusunun 1 'inci Avustralya Tümeni 5 adet İngiliz harp gemisinin şiddetli ateş desteği ile Conkbayırı'nda ilerlemeye başladıklarında 27'nci Alay geri çekilmek zorunda kaldı. Düşmanın Conkbayırı'nı ele geçirmesi demek Boğaz'ın en hâkim tepesini ele geçirmesi demek olacağından çok tehlikeli bir durum ortaya çıktı. Bunun üzerine Conkbayırı'nın önemini önceden kavrayan Yarbay Mustafa Kemal ordu komutanından izin almaksızın Maydos'ta bekletilen 57'nci Alay ile bir dağ bataryasında oluşturduğu müfrezeyi Conkbayırı'na sevk etti. Mustafa Kemal Conkbayırı'na ulaştığı zaman 27'nci Alayın geri çekildiğini gördü. Bizzat bu askerlerin önüne geçerek "Niçin kaçıyorsunuz?" dedi. "Efendim, düşman." dediler. "Nerede?" dedi. "İşte!" diye 261 rakımlı tepeyi gösterdiler. Filhakika düşmanın bir avcı hattı 261 rakımlı tepeye yaklaşmış ve serbestçe ilerliyordu. O zaman bu kaçan askerlere bağırarak "Düşmandan kaçılmaz." dedi. "Cephanemiz kalmadı." dediler. "Cephaneniz yoksa süngünüz var." dedi ve bağırarak süngü taktırdı ve yere yatırdı. Bu sırada düşman da yere yattı. Ardından Yarbay Mustafa Kemal 27'nci Alayın güneyden ve 57'nci Alayından düşmana kuzeyden taarruz etmesini emretti. Bu başarılı taarruz

sonucu ANZAK Kolordusu kumsala döküldü. Tam bu sırada General Hamilton, karargâh gemisinde komutanlarla bir toplantı yaparak durum değerlendirmesinde bulundu. Bu tehlikeli durum karşısında ANZAK Kolordusu Komutanı General Birdvvood, General Hamilton'a bir teklifte bulunarak Türkler karşısında dağılan birliklerin gemilere alınmasını istedi. Ancak, ordu komutanı General Hamilton bu işlemin çok zor olacağından endişelenerek teklifi reddetti ve şu ilginç cümleleri kullandı: "İşin müşkül tarafını anlattınız. Artık size kalan iş, güvenliğimizi tamamen sağlaymcaya kadar siper kazmak, siper kazmak, siper kazmaktır." dedi. General Hamilton'u bu duruma düşüren kuşkusuz Yarbay Mustafa Kemal komutasındaki 19'uncu Tümen idi. Bu taarruz 27'nci ve 57'nci Alaylara da büyük kayıplar verdirdi.

27 Nisan Muharebesi
Yukarıda belirtilen 25 Nisan çıkarmasından sonra İngilizler ve ANZAK'lar yeni bir taarruza kalkışmadan denize dökülmesi gerekiyordu. İşte bu nedenle 27 Nisanda 19'uncu Tümen cephesinde yeni bir taarruza karar verildi. 19'uncu Tümen 64'üncü ve 33'üncü Alaylarla güçlendirildi. Plana göre; Yükseksırt - Merkeztepe - Kırmızısırt çizgisinde sayıca üstün ANZAK Kolordusuna ağır bir darbe indirilecekti. 27 Nisanda başlayan taarruzda ANZAK Kolordusu Kırmızısırt - Kanlısırt çizgisine çekilerek burasını mevzi kabul etti. Artık bundan sonra mevzi muharebeleri başladı.

1 Mayıs Taarruzu
Bazı eserlerde "3'üncü Arıburnu Muharebesi" olarak geçen bu harekâtta, 5'inci Tümen de 19'uncu Tümen Komutanlığı emrine verilerek sayı 19.400'e çıkarıldı. Buna karşın İngiliz kuvvetlerine 1 Tugay daha eklenerek ANZAK Kolordusu sayısı 25.000'i buldu. Bu taarruzun amacı; Bombasırt-Merkeztepe çizgisi esas alınarak Haintepe eksenine doğru geliştirilecek ve böylece ANZAK Kolordusu çıkış yerinde sıkıştırılarak denize dökülecekti. Taarruz sabahı Türk topçusunun ateşiyle başladı ve geceye kadar sürdü. Ancak ANZAK'lar üst üste aldığı takviye güçle Türk hücumuna başarıyla direndi. O gün akşamı Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal arkadaşlarına şu bildiriyi yayımladı: "Benimle burada muharebe eden bütün askerler kesinlikle bilmelidir ki bize verilen namus görevini yerine getirmek için bir adım geriye gitmek yoktur."
"Bütün arkadaşlarımın fikir birliğinde olduğuna ve düşmanı denize dökmedikçe yorgunluk belirtisi göstermeyeceklerinden şüphem yoktur."

İngilizlerin ve dolayısıyla ANZAK'ların Arıburnu çıkarması yaptığı 25 Nisandan 5 Mayısa kadar buradaki tüm birlikler 19'uncu Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal'e bağlıydı. Ancak bu durum Mustafa Kemal üzerinde ağır bir yük oluşturuyordu. Bu nedenle 5 Mayıs 1915'te 5'inci Ordu Komutanı Liman Paşa Arıburnu Bölgesi'nde yeni bir düzenlemeye gitti. Buna göre bölgede şöyle bir tablo oluştu:
1. Anadolu Grubu,
2. Güney Grubu (Alçıtepe Güneyi),
3. Kuzey Grubu (Arıburnu - Anafartalar),
4. Saros Grubu.

Burada Kuzey Grup Komutanlığına yani ANZAK'lara karşı savaşacak Türk Birliğinin başına Esat Paşa atandı. Yarbay Mustafa Kemal'in ise Arıburnu Kuvvetleri Komutanlığı sona ererek 19'uncu Tümen Komutanlığı görevi devam edecekti. Bu değişiklikten sonra 5'inci Ordu Komutanı Liman Paşa, Kuzey Grup Komutanı Esat Paşa'ya elindeki tüm kuvvetlerle 19 Mayısta taarruza geçerek ANZAK'ları denize dökmesi için emir verdi. Bu arada Türklerin ani bir saldırı yapabileceğini tahmin etmeyen İngilizler ANZAK Birliklerinin bir kısmını Alçıtepe'ye kaydırmıştı. Böylece bölgedeki askerî denge sağlanmıştı. Bu taarruz daha esaslı bir hazırlık yapılmadığı, birliklerin gece mevzi değiştirmesi sırasında karışması ve hücumların derinlemesi yerine sıkışık hâlde yapılması nedeniyle başarısızlıkla sonuçlandı.

General Hamilton İkinci Kirte Muharebesi'nde gösterdiği başarısızlığın moral çöküntüsü içine girdi. Ancak gerek Lord Kitchener'in 19 Mayısta Türklerin Arıburnu'nda uğradığı ağır zayiat nedeniyle çektiği teşvik edici telgraf ve gerekse iki generalin önerileri üzerine onun Seddülbahir Bölgesi'nde 4 Haziranda yeni bir taarruz yapma kararına neden oldu. Buna aynı zamanda Üçüncü Kirte Muharebesi de denir. Bu muharebe planı çerçevesinde Arıburnu'nda ANZAK'lar bir gösteri taarruzu yaparak dikkatleri buraya çekecek ve buradaki Türk birliklerini kendine bağlayacaktı. 4 Haziranda başlayan Üçüncü Kirte Muharebesi'nde İngilizler ağır kayıplar verdi ve elindeki deneyimli kuvvetin büyük bir kısmını kaybetti.23
Ağustos ayına gelindiğinde Seferî Kuvvetler Başkomutanı General Hamilton Çanakkale'de Türklere karşı kesin bir sonuç almak için yeni bir taarruz planı hazırladı. Hamilton bu plan için önce İngiliz Hükümetinden 50.000 ek kuvvet istedi. Böylece bu ek kuvvetle birlikte Hamilton'un asker sayısı 250.000'e ulaştı. Hamilton'un planı; Arıburnu Cephesi'nin kuzeyine çıkarma yaparak Kocaçimen ve Conkbayırı Tepesi'ni ele geçirmekti. Hamilton'un bu planı doğruydu.

Çünkü Anafartalar sahilindeki Türk birliğine Vilmer adlı bir yarbay komuta etmekteydi ve dört taburdan ibaretti. Ayrıca Arıburnu Cephesi'ndeki bir kısım Türk birlikleri de geri çekilmişti. Hamilton'un bu planı gereğince 2'nci Avustralya ve Yeni Zelanda Tümeni ve Kolorduyu takviye eden diğer kuvvetler Conkbayırı'nın sıklet merkezine saldırdı. Bu taarruz sırasında 1 'inci Avustralya Tümeni Türk Kuzey Birlikleri'nin güney kısmından kuzeye kuvvet yardımını önlemek ve kuzey kanadındaki birlikleri güney kanada çekmek amacıyla Kanlısırt'a 6 Ağustos 1915'te bir taarruz yaptı ve bölgeyi ele geçirdi. İki gün süren kanlı muharebelerden sonra Türkler bölgeyi tekrar geri aldı.

İngilizler 6/7 Ağustos gecesi Türk mevzisinin kuzey kanadında meydana gelen gedikten geçerek bir kol sağdan Conkbayırı'na diğer kol da soldan Kocaçimen istikametine ilerledi. Kanadı korumakla görevli iki Türk taburu doruğa doğru çekilmiş olduğundan Conkbayırı'na ilerleyen İngiliz -ANZAK'ların önü açıktı. Düşman büyük bir fırsat yakalamıştı. Ancak İngiliz -ANZAK ordusunun sevk ve idaresindeki hatalar bu fırsatı değerlendirmeyi engelledi. Kocaçimen istikametinde ilerleyen sol kol ise fundalık ve sarp arazide gerilla savaşı ile Türk birlikleri tarafından durduruldu.25
Anafartalar kıyısına çıkan İngiliz ve ANZAK Kolordusu Mestantepe'den ileri geçemedi. Bunun böyle olmasının nedenleri; İngiliz -ANZAK Birliklerinin çok yavaş hareket etmesi ve bölgede bulunan Binbaşı Vilmer komutasındaki Türk birliğinin bölgeyi kahramanca savunmasıydı. Bu durum karşısında Gelibolu'dan Anafartalar'a sevk edilen Türk birliğinin başına Kurmay Albay Fevzi ÇAKMAK getirildi. Albay Fevzi Anafartalar Bölgesi'ne gitmeden önce 5'inci Ordu Karargâhı'na uğrayarak Liman Paşa'dan gerekli emri almıştı. Albay Fevzi Anafartalar'a vardığında düşmanın ağır hareket ettiğini görerek gece taarruzu yerine taarruzu bir gün sonraya yani 9 Ağustos'a erteledi. Bu aslında yorgun Türk Birlikleri için yerinde bir karardı. Ancak Liman Paşa bu karara çok kızarak Albay Fevzi'yi görevden alarak yerine Anafartalar Grup Komutanı olarak Mustafa Kemal'i atadı. Liman Paşa bu kararıyla yalnız Anafartalar Savaşı'nı kazanacak komutanı seçmedi; aynı zamanda Türk milletinin kaderini yönlendirecek bir komutanı dünya kamuoyu önüne çıkarıyordu.

Anafartalar Grubu komutanlığına getirilen Mustafa Kemal 9 Ağustosta Çamlı Tekke'deki karargâha geldi ve vakit kaybetmeden Albay Fevzi Bey'in kararlarının aynen tatbikini istedi. 9 Ağustosta durum çok kritikti. Conkbayırı'na çıkan İngiliz - ANZAK Birlikleri tepenin bir kısmını ele geçirmişti. Anafartalar'da ise 9'uncu İngiliz - ANZAK Kolordusu 1 tümeniyle Kireçtepe ve Küçük Anafartalar istikametinde ileri harekâta geçmişti. Bu durumda Türk birliklerinin taarruz planı şöyle idi: Kuzeyde Kireçtepe'ye taarruz eden İngiliz - ANZAK'lar 12'nci Türk Tümeninin bir alayı ile tutulacak ve Mestantepe'deki Binbaşı Vilmer komutasındaki müfreze de karşı saldırı


yapacaktı. Bu plan dâhilinde 9 Ağustos günü yapılan şiddetli taarruz sonucu Grup Komutanı Albay Mustafa Kemal'in askerî dehası sonucu 20.000 kişiye karşı 50.000 kişilik İngiliz - ANZAK Kolordusu geri püskürtüldü ve Anafartalar Ovası dışına çıkamadı.

9-10 Ağustos Muharebelerinden sonra General Hamilton yavaş yavaş ümidini kaybetmeye başlamıştı. İngiliz Harbiye Nazırı'ndan 10.000 kişilik bir ek kuvvet daha istedi. Hamilton Conkbayır ve Anafartalar'da 6 tümen kullanmıştı. Şimdi buna ilaveten Mısır'dan 6 tümen daha getirtip tekrar şansını denemeye karar verdi. Anafartalar Grup Komutanı Mustafa Kemal'in emrinde ise düşük sayılı 5 tümen vardı. Böylece kuvvet dengesi ikiye bir oldu. İngilizler bu yeni taarruzu 21 Ağustosta başlattı. Taarruzun ağırlık merkezi Anafartalar idi. İngilizlerin planına göre; ANZAK Kolordusu da Damakçıl Bayırı'ndaki 9 taburluk bir kuvvetle Kayacıkağılı - Susakkuyu çizgisine taarruz edecekti. Bu taarruzda İngilizler bazı Türk mevzilerine girmeyi başardıysa da gece yarısına kadar devam eden taarruzlar sonucu 12'nci Tümen düşmanı mevzilerden atmayı başardı. 7'nci Tümenin sağına taarruz eden ANZAK'lar ise Kayacıkağılı'nda bir taburumuzun mevzisine girdi. Yapılan karşı taarruzlara rağmen ANZAK'lar buradan atılamadı. 21 Ağustos taarruzunda düşmanın elde ettiği tek başarı bu oldu.

Başkomutan General Hamilton'un Anafartalar Muharebesi'nde ilk hedef olarak ulaşmak istediği Kocaçimen - Tekketepe hattı yalnız gerçekleştirmek istediği kuşatma manevrasının dayanak noktası değil aynı zamanda karaya çıkan İngiliz askerlerinin güvenliği açısından da önemliydi. Bu hattın Türklerin elinden alınamaması Hamilton'un planının iflası demek oluyordu. Burada bir noktayı daha atlamamak lazım. O da Anafartalar Grup Komutanı Mustafa Kemal'in önsezisi ve askerî dehasını bir kez daha burada göstermesidir.


Çanakkale Cephesi'ni Boşaltma Harekâtı

Çanakkale Cephesi'nin boşaltılması birçok komutana göre en az çıkarma kadar kayıplara neden olabilecek bir hareket olarak görülüyordu. Öncelikle Çanakkale Cephesi'nin boşaltılmasına neden olan olayları irdeleyecek olursak; İngilizler Ağustos 1915'e kadar giriştikleri birçok taarruzda amaçlarına ulaşamadı. Son Anafartalar yenilgisinden sonra General Hamilton İngiltere'den ek kuvvetler isteyerek bunlarla başarıya ulaşabileceğini iddia etti. Ancak Lord Kitchener Fransa'da Almanya'ya karşı büyük bir taarruz hazırlığı yapıldığını belirterek Hamilton'un bu isteğini geri çevirdi. Bu arada Bulgaristan Almanya'nın yanında savaşa girerek Almanya'ya silah ve teçhizat yardımı için İstanbul yolunu açtı. Bu durum karşısında Yunanistan ve Sırbistan da İngiltere ve Fransa'nın yanında savaşa girdi. Ancak bu devletler Almanya ve Bulgaristan tehlikesine karşı müttefiklerinden yardım istedi. Bu isteğe İngiltere ve Fransa'nın evet demesi üzerine Selanik Cephesi'nin açılması gündeme geldi. Bu durumda General Hamilton'un Çanakkale Cephesi için ek kuvvet istemesi şöyle dursun Çanakkale'den bir kısım kuvvetin Selanik Cephesi'ne nakli gündeme geldi.


Böylece Çanakkale Cephesi eski önemini kaybetmiş oldu.

11 Ekim 1915'te Lord Kitchener General Hamilton'a "Bir tahliye yapılırsa ne kadar zayiat olabileceği"ni sordu? Hamilton verdiği cevapta; "tahliyeye karşı olduğu"nu belirtti. Bunun üzerine Hamilton görevden alınarak yerine General Sir Charles Monro Çanakkale ve Selanik Kuvvetleri genel komutanı olarak atandı. General Birdvvood da sadece Çanakkale Kuvvetleri komutanı oldu. 4 Kasım 1915'te Lord Kitchener General Birdvvood'a bir telgraf çekerek Çanakkale Cephesi'nin çok gizli ve sükûnet içinde boşaltılması için bir plan hazırlamasını istedi. Bunun üzerine General Birdvvood Türklere cephenin boşaltıldığının hissettirilmemesi için sadece Arıburnu ve Anafartalar'ın boşaltılması için üç evreli bir plan hazırladı. Buna göre;

1. İlk evrede: ihtiyatların, hayvanların ve arabaların tahliyesi,
2. İkinci evrede: insan, hayvan ve topların tahliyesi,
3. Üçüncü evrede: geride kalan artçı birlikleriyle hayvanların, topların, donatımın ve sağlık teşkilatının tahliyesi.


Bu plan çok gizli bir şekilde ve Türk tarafına sezdirilmedin uygulandı. Planın birinci evresi 10 Aralık 1915'te sona erdi. İkinci evresi de 18 Aralık 1915'te bitti. 18 Aralık 1915 akşamı başlayan üçüncü evresinde ise 11.000 kişi ve topların yarısı İmroz Adası'na gönderildi. Böylece 21 Aralık 1915'e kadar Arıburnu ve Anafartalar Bölgesi'nin tahliyesi başarıyla tamamlandı. İngilizler boşaltma emri aldıkları 8 Aralıktan 21 Aralığa kadar Arıburnu ve Anafartalar Bölgesi'nden toplam 88.048 er ve subay, 186 top, 1697 atlı araba, 21 motorlu araç, 4695 at ve katırı gemiye yükleyerek İmroz Adası'na götürdüler.Bu boşaltma işlemi içinde ANZAK askerleri de yer aldı. Çünkü onlar Arıburnu ve Anafartalar Bölgesi'nde bulunuyordu. Çanakkale'den çekilen ANZAK askerleri tekrar Mısır'a döndü. Bu arada Avustralya ve Yeni Zelanda'dan getirilen ek kuvvetlerle iki kolordu hâline getirilen ANZAK'ların bir kolordusu Türklere karşı savaşmak için Ortadoğu'ya diğer kolordu da Fransa Cephesi'ne gönderildi.


Sonuç

Birinci Dünya Savaşı'nın başlaması üzerine İngiltere kolonilerinden asker yardımı istemiş, Avustralya 26.111 ve Yeni Zelanda'da 7571 askerini

donanmayla İngiltere'nin hizmetine vermiştir. Bu askerler Avustralya'nın King George Limanı'ndan hareketle önce Mısır'a geldi. Burada bu askerler İngiliz Savaş Bakanlığının uygun görmesiyle VVlIliam Riddle Birdvvood'un komutasında bir kolordu hâline getirilerek iki ülkenin isminin baş harflerine atfen ANZAK ismini aldılar. ANZAK'lar Kanal Cephesi'nde Türklere karşı kolay bir zafer kazandıktan sonra Çanakkale Cephesi'nin açılması üzerine burada savaştırılmak üzere Mısır'dan Limni Adası'na sevk edildi.

25 Nisan 1915'te Arıburnu'nda ilk çıkarmayı yapan birlikler bu ANZAK'lar oldu.
Burada onların görevi hem Gelibolu Yarımadası'nın tam ortasından kuzey - güney istikametinde bir koridor açarak Çanakkale Boğazı'na ulaşmak hem de yarımadanın güney ucundaki Türk askerine İstanbul -Saros Körfezi istikametinden yardım gelmesini önlemekti. Bu nedenle ANZAK'lar Çanakkale Cephesi'nde İngilizler tarafından en kritik bölgede görevlendirilmiş ve sonuçta da çok kayıp vermiştir.

ANZAK'lar Çanakkale Cephesi'nde kendilerini bir sömürge askeri olarak değil millî bir Avustralyalı ve Yeni Zelandalı ruhu ile savaşarak ülkelerine döndüklerinde bu millî şuurun hızla gelişmesine neden olmuştur.

Aynı zamanda Çanakkale Savaşları Mustafa Kemal'in tarih sahnesine çıkıp kendini geleceğin komutanı ve lideri olarak ispatladığı yerdir. Çanakkale Cephesi'nde Mustafa Kemal ANZAK'lara karşı Arıburnu ve Anafartalar'da savaşarak savaşın en kritik noktasında kritik kararlar vererek bir milletin alın yazısıyla rol oynayan komutan olarak tarihe geçmiştir.

Diğer yandan Çanakkale Savaşları tarihte hiç birbirini tanımayan iki ulusun yani Türklerle Avustralyalı ve Yeni Zelandalıların gelecekte ulus ve devlet olarak dostluk köprüsünü kurduğu bir savaş olarak tarihteki yerini almıştır.



Yrd. Doç. Dr Bayram AKÇA., Muğla Üniversitesi, Fen - Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü