Giriş

Orijinalini görmek için tıklayınız : Erkeklerde cinsel işlev bozuklukları



EmeL
01-07-2012, 08:22
Erkeklerde cinsel işlev bozuklukları

http://www.erkeksagligi.com/images/haber_resim/da84bcinsel-sorun.jpg


Erkeklerde Cinsel işlev bozuklukları her yaşta, her toplumda organik ya da psikolojik nedenlerle görülebilen rahatsızlıklardır. A.B.D de yapılan istatistiksel bir araştırma ortaya koyuyor ki cinsel işlev bozukluklarının görülme oranı %60’tır. Yani her 100 kişiden 60’ında cinsel isteksizlik, erken boşalma, boşalma olmadan ereksiyon kaybı, sertleşme yetersizliği, boşalamama gibi cinsel işlev bozuklukları görülebiliyor. Kişide bu rahatsızlıklardan biri görülebileceği gibi bir kaçı birlikte de görülebilir.

Cinsel isteksizlik psikolojik faktörlere bağlı olabildiği gibi testosteron hormonunun azlığı, prolaktin fazlalığı, troid hormonlarında azalma östrojen hormonunda artma, aşırı kilo alma, hızlı kilo kaybetme, uzun süreli antidepresan, antipsikotik kullanma gibi nedenlere bağlı olabilir.

Bana en çok sorulan sorulardan biri cinsel işlev bozukluklarının her yaşta görülüp görülmediği yönünde. Genç yaşlarda cinsel işlev bozukluğu görülmeyeceği gibi toplumun genelinde büyük bir yanılgı var. Oysaki cinsel işlev bozuklukları cinsel olgunluğa erişmiş her yaştaki her erkekte görülebilir. Fakat yaş gruplarına göre bazı şikayetlerin görülme sıklığı değişir. Örneğin erken boşalma gençlerde en sık görülen cinsel işlev bozukluğudur. Cinsel eğitim ve deneyim yetersizliği, acelecilik, sıkılganlık, başarısızlık korkusu, ilk cinsel deneyimlerinde aradığını bulamamak, seyrek ilişkiye girmek erken boşalma probleminin ortaya çıkmasındaki en büyük etkenlerdir. Erken boşalma sorunu, tedavi edilmezse 15-20 yıllık süreç içinde %50 oranında ereksiyon yetersizliğine neden olur. Dolayısıyla erken boşalma problemi yaşayanlara, bir an önce ilgili bir uzmana başvurmalarını öneririm.

En çok merak edilen konulardan biri de erken boşalmanın tanımı ve süresi üzerine. Erken boşalmanın genel anlamdaki tarifi eşin orgazm olması için gereken süreden önce erkekte boşalmanın gerçekleşmedir. Bu süre kadından kadına ve kadının cinsel ilişkiye hazırlanış süresine göre değişir. Yapılan araştırmalar bu sürenin ortalama olarak 5 ila 12 dakika arasında olduğunu göstermiştir. Ben ideal ilişki süresinin çiftlerin tatminiyle paralel olduğunun her çift arasında ideal ilişki süresinin değiştiğinin altını da çizmek isterim.

Ereksiyon yetersizliği psikolojik veya organik nedenlere bağlı olarak görülebilir. Psikolojik nedenlere bağlı olanlar geçici problemlerdir. Üç ayı geçen süreli şikayetlerde mutlaka tedavi olunmalıdır. Psikolojik nedenlere bağlı olan durumlarda; psikoterapi ile birlikte tıbbi tedavi önerilir. Şeker hastalığı, damar sertliği, yüksek tansiyon, nörolojik hastalıklar, vücudu aşırı yıpratan sistemik hastalıklar (tbc, tümörler, kan hastalıkları, böbrek ve karaciğer yetmezlikleri, kalp hastalıkları v.s.) ereksiyon yetersizliğinin başlıca organik nedenleri arasında yer alır. Ayrıca beslenmeyi bozan anorexia, hastalık derecesinde şişmanlık, hormonal bozukluklar, peniste eğrilmeye neden olan peyronie hastalığı, venöz kaçak, prostat tümörleri, omurilik hastalıkları bazı merkezi sinir sistemi hastalıkları penise gelen kan akımını engelleyen her türlü hastalık ereksiyonun bozulmasına neden olur.

Sigara Baş Düşman…

Sigara ve alkol kullanımı sağlığımızla ilgili her konuda olduğu gibi ereksiyon bozukluğunda da önemli bir etken. Sigaranın ereksiyon yetersizliği üzerindeki etkisini kısaca şöyle açıklayabiliriz; Sigara içindeki tütünün ihtiva ettikleri nikotinin ileri derecede damar büzücü etkisi nedeniyle penise gelen kan akımının azalmasına neden olur. Alkol keza sinir ve damar sistemine yarattığı tahribat nedeniyle ereksiyon kaybına neden olur. Aynı şekilde uyuşturucu ve uyarıcılarda merkezi ve periferik sinir sisteminde tahribata ve ereksiyon kaybına neden olur.

Ameliyatlar Cinsel İşlev Bozukluğuna Yol Açar mı?

Ereksiyon kaybına yol açabilen bir diğer faktör de ameliyatlardır. Prostatın meni keseri ile birlikte çıkarıldığı prostat veya idrar kesesi kanserleri, kalın bağırsağın son bölümünün çıkarıldığı rektum amputasyonları ereksiyon sağlayan sinirlerin zedelenmesine neden olabildiği için ereksiyon kaybına da yol açabilir. Bunlar gibi omuriliğin son bölümlerinde yapılan operasyonlar da ereksiyon kaybına yol açabilmektedir. Örneğin kemik leğeni içindeki beyin cerrahisi ameliyatları, bazı beyin ameliyatları, ereksiyon yetersizliği doğurabilir.

Hangi İlaçlar Ereksiyon Yetersizliğine Neden Olur?

Ameliyatlara değinmişken ilaçların da ereksiyon yetersizliği üzerindeki etkisine değinmekte fayda var. Başka antideprasanlar olmak üzere antipsikotikler, tansiyon düşürücüler, kolesterol ve trigliserid düşürücüleri, antiallerjenler, mide asit seviyesini düşüren preparatlar, parkinsonizm ilaçları, idrar söktürücüler, kanser ilaçları dışarıdan verilen testosteron hormonları ereksiyon kaybına yol açabilir. Testesteron hormon düzeyi normal olan kişilerde testosteron hormonunun testislerden az salgılanmasına neden olabilir. Hayati önemi olan ilaçları hasta kesemeyeceğine göre ilaç veren hekimle görüşülüp ilaç değiştirilebilinir veya dozu azaltılabilir. Dolayısıyla her sağlık probleminde hastalarımıza her zaman önerdiğimiz gibi ilaçları kendi sağlıkları için doktor kontrolünde kullanmalarını öneriyorum.

Cinsel İşlev Bozukluklarının Tanı Ve Tedavisi

Cinsel işlev bozukluklarında en önemli aşama kişinin mevcut bir rahatsızlığının olduğunu kabul etmesi ve uzman bir doktora başvurmasıdır. İkinci önemli aşama ise teşhis aşamasıdır. Tedavi planı konulacak tanıya göre çizilecektir. Öncelikle başvuran hastanın herhangi bir hastalığının olup olmadığı öğrenilir. Hastalığının ne kadar zamandan beri var olduğu, hastalıkla ilgili tahlil sonuçları kullandığı ilaçlar, hastalığın seyri hakkında bilgi edinilmelidir. Gerekirse ilgili hekimiyle görüşülerek ilaç değişimleri veya doz azatlımı olup olmadığı tespit edilir. Ameliyat geçirmişse ameliyatın cinsi ve tarihi hakkında gerekli bilgiler elde edilir. Gerekli görülürse özellikle kan yağları ve hormonları, şeker düzeyleri ile ilgili yeniden tetkik istenmelidir. Ayrıca cinsel işlev bozukluğu ile ilgili olmak üzere tedavi görüp görmediği görmüşse hangi ilaçları kullandığı veya herhangi bir müdahale yapılıp yapılmadığını saptamak gerekir. Ben bu aşamalardan sonra başvuran hastalara kendi testlerimi uygulayarak şikayetinin psikolojik ve organik boyutlarını tespit ediyorum. Ayrıca gerekli gördüğüm takdirde renkli penil doppler, kavernozografi, arteriografiler gibi ileri tetkikler talep ederek, bunların sonuçlarını değerlendiriyorum.

Tanı konulduktan sonra şikayetin nedenlerine, boyutlarına bağlı olarak kişiye özel tedavi planı çizilmelidir. Cinsel fonksiyon bozukluğunun giderilmesine yönelik tedaviler yürütülürken, cinsel fonksiyon bozukluğuna neden olan kalp ve koroner yetmezlik, yüksel kolesterol ve buna bağlı olarak gelişen ateroskleroz damar tıkanıklı, diyabet, yüksek tansiyon, nörolojik bozukluklar gibi fizyolojik kaynaklı hastalıkların da ilgili uzmanları tarafından tedavi edilmesi, kontrol altına alınması gerekir. Hastaların şikayetlerinin nedenleri, süreçleri, süresi, test ve tahlil sonuçları değerlendirilerek kapsül ya da enjeksiyon tedavileri uygulanabilir. Psikolojik faktörlere bağlı olan yetersizliklerde de hastayı uzman bir psikiyatriste yönlendirmekle birlikte, psikoterapi süreci içinde kişinin kendine olan öz güvenini kazanabilmesi için belli bir süre ilaç tedavisi uygulanmasını öneririm. Penis protezlerinden, ömür boyu sürecek penis enjeksiyonlarını tercih etmeyen hastalar ve tıbbi tevdilerden yanıt alamayan hastalar yararlanabilir.

Unutmamalıdır ki, cinsel fonksiyon bozuklukları da bir hastalıktır. Her hastalığın tedavisinde olduğu gibi uzman bir hekime başvurmak gerekir. Doğru teşhis ve tedavi metotları ile cinsel fonksiyon bozukluğu tedavilerinde % 90’a varan başarılar elde edilebilinmektedir.



Üroloji Uzmanı Op. Dr. Ülküsan Özer