Giriş

Orijinalini görmek için tıklayınız : Türk Çini Sanatı Tarihçesi-Çini Sanatı Nedir?



EmeL
06-10-2012, 23:26
Türk mimarisinde çini süslemenin kullanımı çok eski tarihlere kadar gider. Uygurların, Karahanlıların, Gaznelilerin, Harzemşahların ve özellikle İran’da Büyük Selçukuların mimarîsinde çini az da olsa kullanılmıştır. Bu sanat dalı, Anadolu Selçukluları ile çok yaygın ve çeşitli tipteki mimarî yapıtlar üzerinde büyük bir gelişme göstererek varlığını günümüze değin sürdürmüştür. Her dönemin çini süslemesi, daha önceki dönemin teknik üstünlüğünü sürdürmekle birlikte yeni teknik buluş ve renklerle bu sanatı zenginleştirmiştir.

Hem sirli duvar kaplamalari hem de kap kacak türünde ev esyalarini tanimlamistir. Bir tür killi topraktan yapilan, firinda pisirilen renk ve motiflerle süslenmis seramik parçasina çini denir. Çini yapma sanatina da çinicilik adi verilir.

Ilk müslüman Türk Devletini kuran Karahanlilar dönemine ait yapilarda görülmeye baslayan çini süsleme gelenegi, Türk Çini Sanatinin bin yili askin bir geçmise sahip oldugunu göstermektedir.

Büyük Selçuklular ve Anadolu Selçuklulari tarafindan çini süslemeleri devam ettirilmis, Selçuklular, egemenlikleri altina aldiklari yerlerde insa ettikleri pek çok cami, medrese, kervansaray, saray, türbe ve benzeri eserleri çinilerle bezemislerdir.

Anadolu Selçuklu Devletinin dagilmasindan sonra, çini gelenegini sürdürme çabasi, Anadolu'da kurulan Beyliklere düsmüs ve nihayet Osmanli Devletinin kurulusuyla yeni bir dönem baslamistir. Beylikler devrine ait önemli eserler Istanbul'da Çinili Kösk Müzesinde ve Berlin Devlet Müzesinde bulunmaktadir.

"ilk Osmanli Dönemi" olarak adlandirilan döneme ait çiniler, Iznik Yesil Cami minaresinde(1390), Bursa Yesil Cami ve Türbesinde (1421), Bursa Muradiye Camiinde (1426), Edirne Muradiye Camiinde (1433), Istanbul Mahmut Pasa Türbesinde (1463), Çinili Kösk'te (1472), ve Edirne'de Sah Melek Pasa Camilerinde görülmektedir. Bunlar genellikle mozaik veya sirli boya teknigi ile üretilmis çinilerdir. Bu dönemlerde, lacivert, mavi, türkuvaz, siyah, sari gibi renkler ve rumi, kufi yazi, geometrik sekiller ve bitkisel kökenli stilize edilmis motifler kullanilmistir.

Takip eden dönem, bir geçis dönemi olarak adlandirilabilir. Fatih Devrinin Nakkasbasisi Baba Nakkas, kullanma seramiklerinin gelisiminde büyük rol oynamistir. Yavuz Sultan Selim zamaninda sinirlari genisleyen devletiin diger bölgelerinden Istanbul'a getirilen sanatçilar da bu sanata önemli katkilar saglamistir. Istanbul'da Yavuz Sultan Selim Camii ve Türbesi (1522), Sehzadeler Türbesi (1525), Haseki Medresesi (1539), Sehzade Mehmet Türbesi (1543), Topkapi'da Kara Ahmet Pasa Camii (1551), gibi mimari eserlerde kullanilan çiniler bu dönemin eserleridir. Sirli boya teknigi ile üretilmis olan bu çinilerde; Rumiler, bulutlar, hatai tarzinda bitkisel kökenli motifler, fistik yesili, sari, mavi, türkuvaz, lacivert ve kiremidi renkler kullanilmistir. Sari renk, üzerine altin varak yapistirilmak üzere astar olarak düsünülmüstür.

Bu dönemde gerek kalite ve gerekse desen üretiminde degisme ve gelismeler olmustur. Türkler, mozaik ve kuru kenarlar tekniklerini terk etmis, sir alti boya ve sir teknigini gelistirmistir. Bunun yani sira saray nakishanesinde yeni motifler gelistirilmeye ve üretilmeye baslanmistir. Önce Iran'li bir ressam olan ve Sahkulu diye anilan Veli Can, Saray Basnakkasligina getirilmis ve Saz Yolu desenler üretmeye baslamistir. Iri yapraklarla beraber zümrüdü anka kuslarini, güvercin ve papaganlari, geyik ve tavsanlari, horozlari vs. hayvani motifleri çinilerde kullanmaya baslamistir. Onu takiben ögrencisi ve saray nakkasbasi olan Karamemi de, selvi ve bahar agaçlarini, asmalari, lale, gül, sümbül, Manisa lalesi, susen çiçegi, kantaron çiçegi, zambak, zerrin çiçegi, karanfil çiçegi ve bunlarin goncalarini süslemede pek az miktarda sadelestirerek kullanmaya baslamis ve yeniden kullanilmaya baslanan, kirmizi, yaprak yesili, mavi, lacivert, türkuvaz ve agaç gövdelerindeki kahverenkleriyle Iznik çinilerinde bir bahar devri yasanmistir.

"Klasik Devir" denilen bu dönem, Silivrikapi'daki Ibrahim Pasa Camiinin (1551) yapimi ile baslar. Bu gelismenin bir diger önemli nedeni de Mimar Sinan dönemi olmasi ve onun yaptigi pek çok yapida çiniye büyük bir önem vermesidir. Nitekim, o dönemin eserlerini siralamak bu önemin derecesini de gösterir. Süleymaniye (1560), Sultanahmet'de Sokullu Mehmet Pasa (1571), Kasimpasa'da Piyale Pasa (1573), Eminönü'de Rüstempasa (1560) Camileri, Topkapi Sarayinda Altinyol panolari, III.Murat Kasri, II. Selim ve III. Murat Türbeleri , Tophane'de Kiliçali Pasa (1580), Üsküdar'da Toptasinda Eski Valide (1583), Fatih, Çarsamba ve Karagümrük dolaylarindaki Mehmet Aga, Ramazan Efendi, Edirne Selimiye Camileri ve Istanbul'da Topkapi'daki Takkeci Ibrahim Aga ve Kanuni'nin esi Hürrem Sultan'in türbeleri dönemin en seçme çinileriyle süslenmis anitsal yapilardir.

Insaat faaliyetlerinin azalmasi, zamanin enflasyonu olarak tarif edilen akçenin degerinin düsürülmesi, Iznik'de çikan bir yanginin üretim alanlarinda yaptigi tahribat gibi nedenlerle, çininin kalitesinde ve desenlerde bazi zayiflamalar olmus, teknik kalite düsüklükleriyle beraber renklerdeki solmalar ve zaman içinde basta kirmizi renk olmak üzere bazi renklerin kaybolmalarina ragmen üretim devam etmistir. Sultan Ahmet Camii (1616), Topkapi Sarayinda Bagdat ve Revan Köskleri, Üsküdar'da Çinili Cami, Eminönü'de Hatice Turhan Sultan Türbesi (1682), yine Eminönü'de Yeni Cami (1663) bu dönemde yapilmis ve çinilerle bezenmis baslica yapitlardir.

Iznik'de bir taraftan duvar çiniciligi devam ederken, diger taraftan da kullanma seramigi (evani türü) üretimi devam etmistir. O dönemde Iznik'de üretilmis kullanma seramikleri açisindan Türkiye'deki müzeler çok yetersiz kalmaktadir. Pek çok bati ülkesinde, hatta Amerika müzelerinde çok zengin Türk evani koleksiyonlari bulunmaktadir.

Iznik üretim merkezi faaliyetini 17.yy. sonlarina dogru tamamen durdurmus ve çinicilik Kütahya'ya kaymistir.Lale Devri diye anilan dönemde, Iznik çini sanati yeniden canlandirilmaya çalisilsa da çabalar uzun ömürlü olamamistir. Bu dönemde üretilmis duvar çinileri arasinda Silivrikapi, Kocamustafapasa ekseni üzerindeki, Hekimoglu Ali Pasa, Üsküdar'da Kaptan Pasa, Kandilli'de I.Mahmut Camiileri, Balat'ta Ferruh Kethüda Camileri, Ayasofya'da III. Ahmet Çesmesi ve Eyüp Sultan'da bir çesme yer almaktadir.

II. Abdülhamit zamaninda Almanya'dan getirilen makineler, malzeme ve ustalarla Yildiz Sarayi'nda kurulan fabrikada, porselen üretimi yanisira tamir ihtiyaçlari saglanmaya çalisilmis, Ikinci Mesrutiyetin ilani ve padisahin tahttan indirilmesi ve savas felaketleri nedeniyle çini üretimi tamamen durmustur.

Bugün, arkasinda bilgi ve belge birakmadan tamamen yok olan Iznik Çini Sanati geleneksel yöntemlerle aslina uygun olarak Anikya Iznik Çini tarafindan yeniden üretilmektedir.

Anikya özel tasarimlariyla, tarihte duvar çinisi ve evani olarak kullanilan Iznik çinilerine yeni kullanim alanlari yaratarak Türk Çini Sanatina üçüncü bir boyut kazandirmakta ve Iznik Çinilerini çagdas yasama yeniden kazandirmaktadir.



http://www.folklor.gen.tr/wp-content/gallery/cini-sanati/cini-sanati-10.jpg