Giriş

Orijinalini görmek için tıklayınız : FUSSİLET Suresi 54.Âyet 54 FUSSİLET Suresi 54.Ayet Açıklaması FUSSİLET Suresi Meali



EmeL
01-26-2012, 20:45
FUSSİLET Suresi

Âyet - 54



أَلَا إِنَّهُمْ فِي مِرْيَةٍ مِّن لِّقَاء رَبِّهِمْ أَلَا إِنَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ مُّحِيطٌ


E lâ innehum fî miryetin min likâi rabbihim, e lâ innehu bi kulli şey’in muhît(muhîtun).


Onlar gerçekten Rab'lerine mülâki olacaklarından (ruhlarını hayatta iken Allah'a ulaştıracaklarından) şüphe içindeler, öyle değil mi? O (Allah), herşeyi ihata etmiştir (ilmiyle kuşatmıştır), öyle değil mi?


http://www.resim-tr.com/data/media/151/lavanta_2.jpg


FUSSİLET SURESİ 54. AYET AÇIKLAMASI

Bismillâhirrahmânirrahîm

Allahû Tealâ, Allah'a ulaşmaktan şüphe içinde olanları ve de olmayanları net olarak ayırmıştır. Fussilet-54'le Bakara-46 birbirinin zıddı bir hüviyet taşıyor:

2 / BAKARA - 45: Vesteînû bis sabri ves salât(sâlâti), ve innehâ le kebîretun illâ alel hâşiîn(hâşiîne).

(Allah'tan) sabırla ve namazla istiane (özel yardım) isteyin. Ve muhakkak ki o (hacet namazı ile Allah'a ulaştıracak mürşidini sormak), huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir.

2 / BAKARA - 46: Ellezîne yezunnûne ennehum mulâkû rabbihim ve ennehum ileyhi râciûn(râciûne).
Onlar (o huşû sahipleri) ki, Rab'lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâki olacaklarına ve (sonunda ölümle) O'na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar.

Allah'a ulaşmayı dileyen kişi Allahû Tealâ tarafından huşû sahibi kılınır. Huşû sahibi olduğu zaman da, mutlaka ruhunu ölmeden Allah'a ulaştırmaktan emin olur. Onlar, kesin şekilde inanırlar ki; Allah'a mülâki olacaklardır, Allah'a rücû da edeceklerdir (ruhlarını ölümlerinden sonra Allah'a tekrar geri göndereceklerdir). Ölüm melekleri, Allah'ın katından gelen ruhlarını, tekrar Allah'a geri götüreceklerdir. Bu âyette ise insanlar, ruhlarını ölmeden evvel Allah'a ulaştıracaklarından şüphe içindeler.

Ve herşeyi kuşatmak, Allahû Tealâ'nın rahmeti ve ilmiyle gerçekleştirdiği bir husustur.

Allahû Tealâ diyor ki:

40 / MU'MİN - 7: Ellezîne yahmilûnel arşa ve men havlehu yusebbihûne bi hamdi rabbihim ve yu’minûne bihî ve yestagfirûne lillezîne âmenû, rabbenâ vesi’te kulle şey’in rahmeten ve ilmen fagfir lillezîne tâbû vettebeû sebîleke vekıhim azâbel cahîm(cahîmi).

Arşı tutan melekler ve onun etrafındaki kişi (devrin imamı), Rab'lerini hamd ile tesbih ederler ve O'na îmân ederler. Ve âmenû olanlar için (Allah'tan) mağfiret dilerler: "Rabbimiz, Sen herşeyi rahmetle (rahmetinle) ve ilimle (ilminle) kuşattın. Böylece (mürşidin önünde) tövbe edenleri ve senin yoluna (Sıratı Mustakîm'e) tâbî olanları mağfiret et (günahlarını sevaba çevir). Onları cehennem azabından koru!”