Giriş

Orijinalini görmek için tıklayınız : Mübahele Ayeti ( آية المباهلة) Mübahele Günü



eLa
02-06-2013, 23:46
Mübahele Ayeti ( آية المباهلة) Mübahele Günü


http://g1302.hizliresim.com/16/6/juzys.png


Âl-i İmrân Suresi'nin 61. ayeti mübahale ayeti olarak isimlendirilmiştir. "Mübahele" kelime anlamı olarak "karşılıklı beddua etme" demektir. Ayet; "Artık sana gelen bunca ilimden sonra, onun hakkında seninle 'çekişip-tartışmalara girişirlerse' de ki: "Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım; sonra karşılıklı lanetleşelim de Allah'ın lanetini yalan söyleyenlerin üstüne kılalım." şeklindedir.

Ayetle ilgili rivayetler

Rivayetlere göre İslam peygamberi Muhammed, Necran Hıristiyan'larını İslam'a davet ettmiş, onlar da âlimleri yanlarında olarak yaklaşık 70 kişi ile Medine'ye gelmişlerdir. Amaçlarının Muhammed'in söylediklerinin doğruluğu husunda Muhammed ile tartışmak olduğu ifade edilen gurup ile yapılan tartışmalarda Muhammedin, Nasranî’leri, onların dini kitaplarında "kendisinin geleceğine dair" alametleri göstererek yenilgiye uğrattığı rivayet edilir.

Rivayetlere göre Nasranîler de zaten böyle bir bekleyiş içinde idiler. Onların inanışına göre de, gelecek olan peygamber deveye binerek (Mekke’de bulunan) Faran dağlarından zahir olacak, (dipnot 1) İyr ve Uhud (Medine’de) arasında hicret edecektir. Tartışmaların anlaşmazlıkla sonuçlanması üzerine "Sana gelen bunca ilimden sonra, yine de bu hususta seninle çekişip tartışmalara girişirlerse de ki: Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, nefsimizi ve nefsinizi çağıralım; sonra karşılıklı lanetleşelim de Allah’ın lanetini yalan söylemekte olanların üstüne kılalım." Şeklindeki ayetin indirildiğine inanılır.

Bunun üzerine Muhammedin doğrunun yalancıdan ayırt edilmesi için Nasranî’lere mübahele (karşılıklı beddua) yapma önerisinde bulunmuş, öneri kabul edilerek ertesi gün buluşmak üzere anlaşılmıştır.

Mübahele Günü

Anlatıldığına göre ertesi gün Necranlılar Medine’nin çıkışında, Muhammed'in çok büyük ve kalabalık bir toplulukla onları yıldırmak ve korkutmak için geleceğini bekliyorlardı. Ancak Muhammed sağında bir genç, solunda hicaplı bir kadın ve ön tarafında ise iki çocuk olduğu bir halde sadece beş kişiyle gelerek necranlıların karsısına çıkmıştır. Necranlıların alimi Oskof, mütercimlerden Muhammed ile gelenlerin kim olduklarını sordu. "O genç, O’nun damadı ve amcası oğlu Ali bin Ebu Talib’tir, O kadın O’nun kızı Fatıma Zehra’dır, O iki çocuk ise O’nun torunları ve kızının evlatları olan Hasan bin Ali ve Hüseyin bin Ali’dir.”demeleri üzerine Oskof "Bakınız Muhammed nasıl da mutmain bir halde en yakınlarını, evlatlarını ve en çok sevdiği azizlerini mübahaleye getirip onları belaya maruz bıraktı. Allah’a and olsun ki, eğer O’nun tereddüt veya korkusu olsaydı, asla onları getirmez ve mübaheleden vazgeçerdi veya en azından ailesinden olan azizlerini bu hadiseden uzak tutardı. O’nunla mübahele yapmamız, kesinlikle doğru değildir. Eğer Rum Kayseri’sinden korkmasaydım ona iman ederdim. Öyleyse O’nun isteklerini kabullenerek O’nunla anlaşıp kendi şehrimize dönelim." demiştir.
Bunun üzerine mübaheleden vazgeçilerek anlaşma yoluna gidilmiştir.

Barış anlaşması Ali bin Ebu Talib’in eli ile yazıldı. Evrafi kumaşlarından, her kumaşın kıymeti kırk dirhem olmak şartıyla iki bin kumaş, bin mıskal altın ve bunların yarısının yani bin kumaş ve beş yüz mıskal altının Muharrem ayında ve diğer yarısının da Recep ayında verilmesinin gerekliliği yazıldıktan sonra her iki taraf da imzaladı.

Mübahele Ayeti ile ilgili yorumlar

Bu ayet, Muhammed'in doğruyu temsil ettiğine kendisinin de inandığını göstermesi açısından önemlidir.
Bu ayet, "Hasan ve Hüseyin benim oğlumdur." mealindeki, hadislerin doğrulanması anlamına gelmektedir.
Bu ayette, "kadınlarımızı ve kadınlarınızı" bölümünde, davetine Muhammed, Fatıma'yı uygun görmüştür. Buradan yola çıkarak Enes Bin Malik'den nakledilen ; "Âlemlerdeki kadınların en iyisi dört tanedir: İmran kızı Meryem, Mezahim kızı Asiye, Hüveylid kızı Hatice ve Muhammed kızı Fatıma." hadisi ile desteklenen
"Muhammed bu dört kadını âlemlerin en iyi kadınları olarak saydıktan sonra Fatıma’yı hem dünyada, hem de ahirette diğer üçüne üstün kılmıştır."[4] yorumlarına ulaşılır.
Bu ayet, İslam'ın örnek kadın, erkek ve çocuklarının, sırasıyla; Fatıma bint Muhammed, Ali bin Ebu Talib, Hasan bin Ali ve Hüseyin bin Ali olduğunu göstermektedir.
Bu ayette, "nefsimizi (kendimizi) ve nefsinizi (kendinizi) çağıralım" bölümünde, Muhammed, Ali'yi "kendi nefsi" olarak tanımlamıştır. Dolayısıyla İbn-i Abbas'tan nakledilen;
"Ali bendendir, ben de O’ndanım; O’nun eti benim etimden ve O’nun kanı benim kanımdandır; O bana nispetle Harun’un Musa’ya olan konumu gibidir. Ey Ümmü Seleme! Duy ve şahit ol ki, bu Ali, Müslümanların seyyidi ve efendisidir."hadisinde olduğu gibi.


kynk: vikipedi