Çocuk Edebiyatında (Masal) Masalların Özellikleri-Çeşitleri

Google adsense


+ Yeni Konu aç
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Konu: Çocuk Edebiyatında (Masal) Masalların Özellikleri-Çeşitleri

  1. #1

    Status
    Offline
    "Ölüm", kendinden önce bana yalnızlığını yolladı. (N. Hikmet)

    EmeL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)


    Üyelik tarihi
    22 12 2011
    Yer
    Kocaeli, İzmit
    Mesajlar
    19.198
    Konular
    13105
    Aldığı Beğeni
    598
    Beğendikleri
    12

    Çocuk Edebiyatında (Masal) Masalların Özellikleri-Çeşitleri

    Çocuk Edebiyatında Masal - Masalların Özellikleri

    Çocuklara edebiyat metinleri okumak veya okutmak düşüncesinin ardında, edebiyat ürünlerinin zevkli, serüven dolu ve heyecanlı kapılarını aralama ereği kadar, onların edebiyat eğitimlerine ve duyarlıklarına yatırım yapmak, düşüncelerini daha etkin kılmak gibi kültürel ve eğitsel bir amaç da bulunmaktadır. Başka deyişle, çocuk edebiyatı ürünleri çocuğu daha sistemli düşünmeye alıştırmayı, onda kültürel bir birikim sağlamayı amaçlayan ve aynı zamanda da onun edebiyat konusundaki duyarlığını artırmayı öngören metinlerdir. Bu bakış açısından hareketle, çocuk edebiyatı ürünlerinin, çocukların hem belli bir yaş dönemini hedefleyen, hem de onları edebiyat alanında kolaydan zora doğru götürerek nitelikli bir edebiyat okuru yapmayı amaçladığını söylemek yanlış olmaz. Yani çocuğu belli yaş dönemlerinde gereksinimleri doğrultusunda hem eğiten hem eğlendiren çocuk kitapları, aynı zamanda, yetişkinler için üretilen edebiyat kitaplarına hazırlama görevi üstlendiğinden, bir geçiş edebiyatı olma özelliği de taşır.

    Mademki çocuk edebiyatı, çocukları evrensel sanat ve edebiyat bütününe götüren bir ara basamaktır; o halde bu edebiyat da, yetişkinler için üretilen edebiyat türlerini temsil edebilmelidir. Bu bağlamda çocuk kitapları tür bakımdan incelendiğinde, çocuklar için üretilen edebiyat metinlerinin, yetişkinler için yazılan hemen bütün edebiyat türlerine koşutluk gösterdiği söylenebilir. Bu nedenle burada çocuk edebiyatı kapsamına giren, özellikle okulöncesi çocukları hedefleyen edebiyat metinlerinin bazı ana türleri ele alınmaya çalışılacaktır.

    MASALLAR
    En eski edebiyat türlerinden biri olan masallar, başlangıçta sözlü edebiyat ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Günümüzde ise gerek derleme gerek yeniden yazım yoluyla varlığım sürdüren bir türdür. Masalı günümüz dünyasında önemli yapan veya hâlâ geçerli kılan yönü, düş yanının zenginliği ve uyarlanma olanaklarına sahip olmasıdır. Bilindiği gibi masallar, özellikle çocuklar için yazılmamasına karşın, günümüzde en çok çocuk edebiyatı kategorisinde değerlendirilmektedir. Çocuğun özellikle benliğinin gelişmesinin ardından dünyanın değişik nesneleri ve olayları arasında bağıntılar kurmaya başladığı 3-4 yaştan itibaren masal yaşının da başladığı söylenebilir. Örneğin Charlotte Bühler, masal yaşım 4-8 yaşlar arası olarak belirler. Aşağıda hem masalın karakteristik özelliklerine hem de onun çocuk dünyasına girme nedenlerine değineceğiz. Başka kaynaklarda da gösterildiği gibi masal, olağanüstü olaylarla biçimlenmiş, içinde ahlaksal ve dinsel öğretiler barındıran kısa anlatıdır. Masal türü kendi içinde de türleştiğinden, bu alandaki tanımların sayısı zengindir.

    Türk Dil Kurumunun Türkçe Sözlük'ünde masal için, "genellikle halkın yarattığı, ağızdan ağza, kuşaktan kuşağa sürüp gelen, çoğunlukla insanların veya tanrıların başından geçen, olağan dışı olayları anlatan hikâye" denmektedir. Bu tammlama bizlere, hem masalın kaynağı hem de niteliği hakkında ipuçları vermektedir. Öncelikle masalların halkın içinden doğmuş anonim bir anlatı olduğu söyleniyor. Gerçekten de hemen her kültürde varlığını koruyan masalların, gerek insanların iletişim gereksinimlerinden gerekse çevrelerinde yaşadıkları olayları abartılı bir yolla, dahası yabancılaştırarak hikâyeleştirmelerinden doğduğunu söylemek yanlış olmaz. Çünkü masallar henüz bir sözlü edebiyat türü olarak değişik topluluklarda varlığını sürdürürken yöreden yöreye, köyden köye giden masal anlatıcıları, bu türün taşıyıcıları ve temsilcileri olmuştur. Bu nedenle herhangi bir masalı kimin, ne zaman, nerede ve hangi koşullar altında söylediğini aramak anlamsızdır. Ama yine de masalların kaynağı konusundaki araştırmalara kısaca değinmekte yarar vardır.

    Çoğu araştırmacı masalların kaynağım mitolojide ararken î. Kunoş gibi araştırmacılar da masalları Hindistan'a dayandırırlar. Her ne kadar Kunoş gibi düşünenler varsa da, masalların tümüyle Hindistan kaynaklı olduğu kabul edilmemekte ve farklı bakış açıları getirilmektedir. Bu konuda Kunoş bile ulusal nitelikteki masalları ayırt ederek, tek bir kaynağın egemenliğini yadsımaktadır. Çünkü benzeri sorunları ele alan ve anlatı özellikleriyle ana çatı bakımından birbirleriyle köklü ayrılıklar gösteren masallar, belli kültürlerin malı olarak varlıklarını kanıtlamıştır. Enver Naci Gökşen'in, von der Leyen'den aktardığına göre ise masallar, mitoloji ve kahramanlık efsanelerine dayanır, masalların kökleri İndo-Cermen devrine kadar uzanır, farklı kültürlerde aynı masalların yaşaması ise bu masalların kültürlerarası etkileşim sonucu yayılmasına işaret eder. Ancak istisnalar kuralı bozmayacağından, masalları Îndo-Cermen kültürü içinde değerlendirmek gerekir.

    Aslında masalları psikolojik bir köke dayandırma çabaları da vardır. Bunlar arasında, Öner Ciravoğlu'nun da aktardığı gibi masalların kaynağının rüya olduğunu savunanlar veya Freud'un öne sürdüğü ve masalların kökünün baskı altına alınmış istekler olduğu gibi açıklamalar vardır. Carl Gustav Jung, Bruno Bettelheim ve Erich Fromm da masalların kaynağını psikolojik kökende arayanlardandırlar.
    Geleneksel masal olarak adlandırabileceğimiz böylesi anonim oluşumlu masalların ağızdan ağza aktarılması, aynı zamanda onun toplumsal bir yanının da olduğunu belirtir. Yani aynı masallar bile hangi toplulukta, hangi kültürde ve hangi zaman diliminde anlatılıyor ve dinleniyorsa, o toplumun değerlerini de alarak aktarılmaktadır. Yani aynı masallar, nesilden nesle geçerken ana çatışım korusalar bile içlerinde temsil edilen değerler, nesneler ve düşünceler değişebilmektedir. Böylece masalın toplumsal ve dinamik bir özelliğinden söz etmek olanaklı hale gelmektedir. Ancak bugün derleme ve yazıya aktarılma sonucu masalların bu dinamizminin yok olduğu da söylenebilir.

    Masalların kaynağı konusunda benzer görüşler ileri süren masal araştırmacısı ve derleyicisi Naki Tezel de masalın ilk insan topluluklardan kaynaklandığını ve sonra da kuşaktan kuşağa geçerek günümüze eriştiğini vurgular. Masalların kendinden önceki kuşaklardan aldığı mirası içinde yaşadığı topluma göre değiştirmesi gerçeğini Tezel şöyle dile getirir: "Başlangıçta, belki gerçek olayların bir hikâyesi olan masal, ağızdan ağza geçtikçe, hafıza ve çevre değiştirdikçe, asıl söylenen unutuldukça, aslındaki birtakım öğeleri yitirmiş, bunların yerine, daha çok hayalî öğeleri toplamış; ama halk ruhundaki, iyilik, haktanırlık ve adalet duygularını daima kendinde saklamıştır." Burada da özellikle vurgulanan, masalların içindeki olayların belki de bir zamanlar gerçek ya da gerçeğe uygun olduğu, ancak aktarım sürecinde masalların kendi özüne epeyce yabancılaştığı, belli bir süre sonra da ilk anlatılan öykü ile hiçbir ilişkisi kalmadığı yönündedir. Bu durumda masalların kökenini arama çabaları da bir ölçüde önemini yitirmiş olarak görülebilir.

    içerdiği yoğun düşsel öğeler ve olağanüstü olaylar nedeniyle mitolojik öyküleri de andıran masalların aynı zamanda inşam ve Tanrıyı konu alması onları mitlere yaklaştırmaktadır.

    MASALLARIN ÖZELLİKLERİ
    Hemen bütün masal araştırıcılarının geleneksel masalların temelleri hakkında birleştikleri noktaları aşağıdaki gibi sıralamak olanaklıdır:
    Masallar Anonimdir:
    Yukarıda da değinildiği gibi masalların ilk kez kim tarafından, ne zaman, nerede anlatıldığı bilinmemektedir. Masalların kaynağı konusundaki tartışmalar bile bu konuda açık bir görüş birliği sağlayamamaktadır. Benzer masalların coğrafî olarak birbirinden uzak bölgelerde anlatılması şaşırtıcıdır. Ancak masalların anlatılırken, ağızdan ağza kültürlerarası yolculuk yaptığını ve anlatıldığı kültürün rengine göre biçimlendiğini düşünecek olursak, bu durumu bir ölçüde anlayabiliriz. Günümüz masal araştırmacıları masalların anonim olduğu gerçeği üzerinde birleşmektedirler.

    Ancak burada özellikle ülkemiz açısından sıra dışı bir durum üzerinde önemle durulması gerekir. Günümüzde, en bilinen geleneksel masal örnekleri bile, üzerine yazar adı yazılarak yayınevlerince basılmaktadır. Kitapçı raflarında sıkça karşılaştığımız bu durum, bir çelişkiyi de beraberinde getirmektedir. Araştırmacılar, geleneksel masalların anonim olduğunu ortaya koyarken, en bilinen geleneksel masalların üzerinde bir yazar adı bulunması, bu türün uğradığı haksızlığı ve yozlaşmayı da ortaya koymaktadır. Bu konuda araştırmacıların yapacağı saptama ve eleştiriler, olası bir yanlış tutumu önlemiş olacaktır. Bu sorunu ortaya koyması bakımından şu örnekler sıralanabilir: Aslında bir Ezop (Aisopos) masalı olan Aslan Tilki Bir de Geyik, MEB Yayınları arasında, Ahmet Yozgat adıyla Masal Sofrası kitabı içinde Aslan ile Geyik başlığı ile çıkmıştır. Ezop masalında aslında kurban olan geyik "yüreksiz", Yozgat'ın masalında ise "beyinsiz" olarak nitelenir. Böylece masalın özünü ilgilendiren bir bölüm değiştirilmiş olur.

    Masalların herhangi bir yöreyle ve belli kişilerle özdeşlik göstermemesi bu türün anonim olduğunun başka bir göstergesi olarak görülebilir. Gerçekten de hiçbir masal türünde yöre özellikleri, yer adları, gerçek kişilere ait belirleyici özellikler bulunmaz. Bu bakımdan masallar herhangi bir coğrafyanın ve kültürün ürünü olmaktan uzaktır.
    Bu arada, konuyla ilgili olduğu için değinilmesi gereken bir başka nokta vardır. Aisopos gibi masal yazan veya Grimm Kardeşler gibi masal derleyenlerin masalları da bu pota içinde görülebilir. Ne var ki, masal yazan ve derleyenlerin kendi yöresel özellikleri, masallara belli bir ölçüde de olsa yansır. Ancak bu gerçek, ilgili masalı mutlak anlamda yöresel kılmaz.

    Masallar Olağanüstü Olaylarla Örülüdür:
    Hangi türü olursa olsun gerçekten de bütün masallarda yoğun bir düş gücü egemendir. Zaman zaman mantıklı bir olay örgüsüne tanık olduğumuz masallarda bile asıl belirleyici olan, nesnel olayların yanındaki olağanüstü (fantastik) olaylardır. Hemen her masalda, bizim gerçek dünyamızda gerçekleşmesi olası olmayan öğeler vardır. Bunlar kimi zaman gizemli, rastlantılara dayalı olaylardır: Örneğin, insanların yüz yıl uyuması, sabır taşı adlı bir taşın olaylar karşısında çatlaması, efsunlu bir öpücüğün büyüyü çözmesi. Kimi zaman efsunlu sözlerdir: Büyüler, büyülü olduğuna inanılan sözler gibi. Kimi zaman gerçekte var olmayan cadılar, periler, ejderhalar gibi kişi ve tiplerdir. Bazen de öldükten sonra yeniden dirilme, insandan hayvana, hayvandan insana dönüşme, güçsüzün güçlü karşısında şaşırtıcı zaferler kazanması türünden örnekler bulunur.

    Aslında bütün bu olağanüstü olayların ardında gerçek hayatta yapmayı istediğimiz, ancak çeşitli nedenlerle gerçekleştiremediğimiz şeyleri yapabilme tutkusu yatar. Yani masallar özlem duyulan, ama elde edilmesi güç olan bir şeyi, mantık sınırlarını aşarak gerçekleştirir. Böylece, olanaksızlık sınırlarım çok daha ötelere çekerken, azim ve kararlılığın her türlü güçlüğün üstesinden gelme konusunda en büyük etmen olduğu iletisi de verilmeye çalışılır.

    Masallar, İçlerinde Tek Yönlü Bir Ders Barındırır ve Karşıtlıklardan Oluşur:
    Masallar çoğunlukla alınması gereken bir dersi açıkça sergiler. Yani okurun ya da dinleyenin, masalın anlatıldığı kültür ortamının değerleri doğrultusunda alması gereken dersler, edinmesi gereken erdemler sunar. Bu dersler yalın bir anlatım biçimiyle ve çoğunlukla iyi-kötü, güzel-çirkin, güçlü-güçsüz, zengin-yoksul gibi karşıtlıkların birbirleriyle olan ilişkisinden ortaya çıkar. Bu karşıt uçların yarattığı gerilimde okurun/dinleyenin bir taraf tutması beklenir. Çoğunlukla da beklenti, olumlu özellikler taşıyandan yana olunmasıdır. Örneğin, Kibritçi Kız masalındaki kız, zavallı ve yoksuldur; ama başkalarına yardım duygusu onun erdemli yamm ortaya çıkarır. Özellikle de dinlerin içinde barındırdığı yardımlaşma olgusunun tipik bir simgeleşmesi olarak görülecek bu davranış, sosyal yardımlaşma, kendini feda etme gibi erdemli öğütler taşıdığı için inançlı veya inançsız bütün insanlar tarafından özdeşleşilerek alımlanmaktadır. Geleneksel masallar çerçevesinde böylesi bir dersin tersini çıkarsamak çoğunlukla olanaksızdır. Örneğin günümüzde tüketim dünyasında başkaları için kendini feda etme anlayışı yerini önce ben, sonra başkaları anlayışına giderek terk etse bile, geleneksel masal kendi değer potansiyeli içinde tüketilir, alımlanır. Yani masallar, okur ve dinleyenlerin güzel, güçlü, iyi yürekli özelliklere sahip olanlarla özdeşleştirilmesiyle verilmek istenen dersi iletmeye çalışırlar.

    Masalların Barındırdığı Kişiler Klişe Tiplerden Oluşur:
    Hemen her masalda yer alan kişilerin tek tip diyebileceğimiz özellikleri vardır. Başta iyi yürekli olarak tanıdığımız bir kişi masalın sonuna kadar bu özelliğini korur. Kötü olarak tanıdıklarımız ise masalın sonuna kadar aynı "kötü", karakterinin âdeta bir tutsağıdır. Örneğin Keloğlan, her masalda ve her durum karşısında saf, temiz yürekli, dürüst ve olağanüstü, zekice buluşları olan biridir. Ya da ikiyüzlü çizilen bir vezir, her zaman kötülük yapmak üzere programlanmış gibidir. Okur olarak bizler bir tiplemenin neden kötü ya da iyi yürekli olarak çizildiğini tam olarak bilmeyiz. Çünkü bu tiplemeler toplumdaki tek bir olgunun simgeleri olarak varlık kazanmışlardır. Örneğin Keloğlan, saf ama iyi yürekli insanları simgeler. Kötü dev, çıkarcı, açgözlü, kaba güç ile kendini bütün değerlerin üzerinde görenleri temsil eder. Cadılar ise çirkinlikleri ve kötü kalpli olmaları nedeniyle toplum-dışı olarak çizilirlerken, her zaman acımasız, zalimdir ve güzel, iyi yürekli olanları kıskanan ve onlara karşı harekete geçen tiplerdir. Cadılık kavramı yalmzca Ortaçağın karanlık havasımn yarattığı bir olgu değil, aynı zamanda çirkin ve kötünün de simgesi olarak çoğu masalda kullanım alam bulmaktadır.
    Kısaca söylemek gerekirse, hemen bütün masal türlerinde ve örneklerinde var olan roller kalıplaşmış bir biçimde sunulur. Bu rolleri temsil eden kişilerin karakter özellikleri hiç değişmez ve bunlar bir anlamda toplumun bir yansıması durumundadır. Bu özelliği sayesinde masallar, okurunun/dinleyeninin kendisi ile kolay özdeşleşmesini ve yalın bir biçimde aktarmak istedikleri dersin alınmasını sağlar.

    Masallar Dünyayı ve İnsanlığı Simgeler:
    Masallardaki olaylar ve kişiler, sergilendiği biçimiyle her ne kadar olağanüstü, abartılı ve gizemli bir dünyayı anlatıyor olsa bile, yine de her yönüyle bizim dünyamıza işaret etmektedirler. Çünkü masalın içerdiği bütün kötülükler gerçek anlamda bizim gerçek dünyamızda da işlenmektedir. Kötü yürekli insanlar, çıkarları uğruna ötekileri yok etmeye uğraşanlar, kendi doyumu için başkalarını yemeye çalışanlar masalların içinde geçmesine karşın, bizim gerçek dünyamızın hiç de yabancısı değillerdir. Bu anlamda bakıldığında masalın abartılı anlatım ve simgesel boyutunun amacı, aslında bizim dünyamızda ve bizlerin arasında geçen ilişkileri, yoğun ve simgeci bir anlayışla anlatmak ve vurgulamaktır. Ortaya koyduğu sonuçlar ile de okurların ders çıkarmalarım bekler.

    Masallarda Şiddete ve Kötü Güçlere Sıklıkla Başvurulur:
    Eğer masallar gerçek dünya ile benzeşme çabasındaysa içinde kötülük ve şiddeti de barındırması son derece doğaldır. Çünkü içinde yaşadığımız dünyada da şiddet zaten her biçimiyle bulunmaktadır. Cinayetler, gasplar, savaşlar, entrikaya dayalı ilişkiler, aşırı rekabet ya da kıskançlık gibi nedenlerle birbirini yok etme isteği, yoksulluk, doğal afetler hep bizim dünyamızın içinde geçen olaylardır. Yoksa dünya zaten cennet olurdu. Bu nedenle çoğu masalın içinde az ya da çok bir şiddet öğesine ve kötü olaylara mutlaka rastlanır. Bunun ötesinde tek yanlı olarak verilmek istenen dersin şiddet ögeleriyle sunulmaya çalışılmasındaki amaç, haklı ve haksız olanı daha iyi ve kesin olarak ayırabilmektir.

    Bazı masal türlerinin (hem geleneksel, hem çağdaş masal) şiddet ve kötü (korku veren) güç öğelerinden bütünüyle arındırılmış olduğu da başka bir gerçek. Aşağıda da değinileceği gibi, özellikle çağdaş masallar ve geleneksel masal türünün bazı özellikleri şiddeti bütünüyle dışlar. Bunun yerine daha sıradan ve saflığın egemen olduğu bir dünya ile yalmzca belli bir dersi sunma kaygısı bütün masalı belirleyen bir özellik taşır.

    MASAL TÜRLERİ
    Aşağıda, masalların alt türleri ele alınarak açıklanmaya çalışılacaktır. Yukarıda geleneksel olarak da adlandırabileceğimizi belirttiğimiz, kimilerinin "klasik" ya da "eski" gibi sınıflamalarla adlandırdığı masalların özellikleri ana çizgileriyle sıralanmıştı. Bazen değişik adlandırmalar olsa da masal araştırmacıları çoğunlukla masalları "halk masalları" ve "edebî masallar" olmak üzere iki ana gruba bölmektedirler. Ne var ki bu sınıflama, var olan masalları ve bunların çeşitliliğini göz önüne aldığımızda çok yetersiz kalır. Örneğin, hayvan masalları, Keloğlan masalları, sanat masalları gibi çoğu masal, sözü edilen iki ana grup altında ortak özellikler göz önüne alınarak sınıflanırken, alt türleri oluşturan masalların asıl belirleyici özellikleri yok olmaktadır.

    Masal türleri konusunda yapılan çalışmalar, ağırlıklı olarak iki ana tür konusunda uzlaşsalar da kavramlar konusunda bir kargaşa yaşanmaktadır. Ancak halk masalı kavramı hemen bütün araştırmacı ve yazarlarda ortak olarak göze çarpmaktadır. Biz burada Gökşen, Ferhan Oğuzkan ve Ciravoğlu'nun kitaplarındaki sınıflamaları özetleyerek konuya açıklık getirmek istiyoruz. Gökşen, halk ve folklor masalları ile sanat masalı ayırımını yaparken, Oğuzkan, halk masalları ve edebî masallar diye bir ayrımı aşağı yukarı aynı türdeki masallar için yapmaktadır. Öte yandan Ciravoğlu halk masalları, hayvan masalları ve edebî masallar ayrımıyla bu sınıflamalara bir yenisini katarak, hayvanların yer aldığı masalsı anlatıları da ayrı bir kategori olarak görmektedir. Değişik yazar ve araştırmacılar, halk masallarını da, "sözlü halk masalları", "olduğu gibi yazıya aktarılmış halk masalları", "hayalî masallar", "gerçekçi masallar" gibi biçim ve içerik bakımından yine ayrı kollara ayırarak açıklama yollarına gitmişlerdir. Aslında halk masalları ile anlatılmak istenen, bilinmeyen bir zaman diliminde halk arasında değişik nedenlerle anlatılmaya başlanmış, kaynağı pek bilinmeyen ve zamanla gelişen ve değişen masal türleridir. Bizim yukarıda geleneksel masal olarak söz ettiğimiz ve özelliklerini saptamaya çalıştığımız masallar, daha çok bu türdeki masallara gönderme yapanlardır. Yani bizim geleneksel masal olarak adlandırdığımız ana masal türü, Türk araştırmacıların ve derlemecilerin kaynaklarında halk masalı olarak adlandırılmaktadır.

    Geleneksel masalların ya da halk masallarının en belirleyici özelliklerinin başında anonim olması, herhangi bir coğrafya ve kişiye atfedilememesi gelmekteydi. Oysa tıpkı bu masal türünün özelliklerine benzeyen ve belli bir kişi tarafından derlenen ya da derlenirken yeniden kişisel üsluba göre kaleme alınan masallar da vardır. Bunlara da değişik kaynaklar edebî masallar adım vermektedir. Yani edebî masallar da tıpkı geleneksel (halk) masallar gibidir. Ancak bunlarda bilinen bir yazar vardır. Bu nedenle de masalın tıpkı bir edebiyat metninde olduğu gibi belli bir anlatım tarzı bulunur. Kısaca söyleyecek olursak, edebî masallar masal çatısını ve özellliklerini korurken, bir roman gibi belli bir yazar tarafından, belli bir mekânda ve zaman diliminde yazılır. Bu yüzden Oğuzkan da edebî masallar için, "Yazarların kişisel hayal güçlerine dayanarak yazdıkları ve halk masallarına göre sanat açısından daha değerli sayılan masallar" derken, halk masalları ile edebî masallar arasında nitelik açısından bir fark olduğunu belirtir. Bu da son derece doğaldır. Çünkü ister yazarın kendisinin düş gücünün yardımıyla yazdığı masallar olsun, isterse derledikten sonra yazar tarafından yeniden düzenlenmiş masallar olsun, edebî masallar olarak anılan masallar yazım, sözcük seçimi, tümce yapısı, olayları düzenleme gibi yönlerden yazarın müdahalesinden geçecektir. Böylece masal ham derleme etkisinden kurtulacak, yazınsal bir yapıta dönüşecektir.

    Zaten bu nedenle, sözlü edebiyat geleneğinin bir parçası olarak aktarım yoluyla gelen masallar derlenip yazıya aktarıldıktan sonra, gerek içerik gerek biçim açısından bazen sıradanlaşır ya da sistemsiz bir biçimine dönüşür. Çünkü aktarım sürecinde, masala birçok değer eklenirken, aynı zamanda masal bir değer yitimine de uğrar, deyim yerindeyse, kan kaybedebilir. O yüzden halk masallarında her zaman olmasa bile, bazen düzensizliklere, söyleyiş ve yazım yanlışlarına rastlamak olasıdır. Oysa edebî masallar olarak nitelenen ve yazarı belli olan masallar, belli kişiler tarafından anlatı sanatlarının incelikleri de göz önüne alınarak yazıldığından ya da derlendiğinden, masalın geleneksel masallar bütüncüllüğü, dili, imgesel zenginliği düşünülmüş parçalardır. Zaten adı üzerinde, bu masallar edebî bir bakış açısı ve söyleniş özelliği taşır.

    Geleneksel Masallar
    Hem halk masalları hem de edebî masallar benzer biçimsel özellikleri paylaştıklarından, biz bunları burada ortak bir payda altında görerek geleneksel masallar olarak adlandırmak istiyoruz. Böylece hangi ad altında anılıyor olursa olsun, ister sözlü isterse yazıya aktarılmış bulunsun, isterse edebî kaygılarla hazırlanmış olsun, temel özellikleri, kurgusu, fantastik boyutu vb. bakımından birbirine benzeyen masal türleri tek bir kavram altında toplanmış olacaktır. Düşsel boyutu birbirine benzeyen masalları "geleneksel masal" adıyla bir araya toplamak kavram kargaşasını da belli bir ölçüde önleyecektir.

    Çağdaş Masallar
    Geleneksel masala karşılık günümüzde oldukça yaygın olan bir tür daha vardır ki, bunları burada belirtmeden geçmek olanaksız. Çünkü halk masallarına ve edebî masallara tam olarak benzemeyen, ancak yine de masal olarak görebileceğimiz başka bir anlatı türü daha var. Bunların başlıca özelliği olarak, masalsı veya fantastik havanın korunmasına karşılık yazarların seçtikleri konuları, kişileri, olayları bütünüyle günümüz dünyasından alması belirtilebilir. Belli kişiler tarafından belli amaçlarla yazılan ve anlatı çatısı geleneksel masala benzeyen masalları kapsayan bu tür için biz burada çağdaş masal (modern masal) kavramını kullanmak istiyoruz. Çünkü bütün masalsı özelliklerine rağmen günümüzün, çağımızın değerleri, olayları, kişileri ve sorunlarıyla bezenmiş olan bu masallar, artık bugünü ele almakta, bugüne hitap etmektedir. Bu nedenle bunların çağdaş masal olarak anılması, masal türünün iki alt türünü kesin çizgilerle birbirinden ayırmaya hizmet edecektir. Yukarıda geleneksel masalın özellikleri ele alınmıştı. Şimdi biraz da çağdaş masalın özelliklerine değinelim.

    Çağdaş masallar geleneksel masalların tersine, masalın temel anlatım biçimini koruyarak belli bir yazar tarafından belli bir zaman diliminde yazılan masallardır. Bunların çoğunda güncel olaylar ele alınır. Geleneksel masalın temel anlatım özelliklerini belirleyen olağanüstü güçlerin yoğunlukla kullanılması, karşıt özelliklerin bir çarpışma içinde sunulması ya da iyi-kötü karşıtlığı, dersler verme kaygısının ön planda tutulması belli ölçüde de olsa çağdaş masalda varlığım korumaktadır. Bu temel anlatı özellikleri korunarak belli kişiler tarafından yazılan ve içinde günümüzün değerleriyle olası konularının yer aldığı olaylar çağdaş masalı belirleyen özellikler olarak ele gösterilebilir.

    Çağdaş masallar günümüz çocuğuyla ilişki kurma bakımından daha şanslı görülebilir. Çünkü bugün çocukluk da değişmiştir. Gerek teknoloji, gerek medya dünyasımn hızla ilerlemesi, çocukluğu değiştirdikçe, çocukların gereksinim duydukları edebiyat türleri de değişmek zorunda kalmaktadır. Çağdaş masallar bu bağlamda bir çıkış yolu olarak değerlendirilebilir. Konusunu çocuğun olağan dünyasından alan, kişileri ve olayları bugüne ait olan bu masal türü, fantastik bir dünya kurmasına karşın, bugünden hemen hiç ayrılmaz. Çocuğu kendi dünyasının sorunları hakkında düşündürmeyi amaçlar çoğu kez. Bu nedenle de tıpkı geleneksel masallarda olduğu gibi yoğun bir öğreticilik her zaman göze çarpar. Ne var ki öğreticilik çocuk edebiyatı bağlamında eleştirilen bir olgudur. Ancak çocuklar için yazılan metinlerde öğreticilik bütünüyle yok edilemeyeceğinden, nasıl bir öğreticilik olması gerektiği konusunda düşünmeli ve bu konuda ciddi kararlar vermeliyiz. Çünkü çocuğu tehdit edercesine sergilenen öğreticiliğin, öğretmekten çok yıldırma işlevi olacağından, bu tür öğreticilik hiç istenmez. İşte çağdaş masallar böyle bir öğreticiliği pek benimsemez. Çocuğu bir yandan eğlendirirken, bir yandan da kendi dünyasındakine benzeyen öyküler içinde eğitmeyi amaçlar. Bu biçimiyle öykü ya da romanlarda benzer. Dahası çağdaş masallar için bazı durumlarda, bir tür fantastik öykü bile denebilir. Ancak kurgusu, düş gücünün kullanım biçimi, anlatımı gereği bu tür anlatıları masallar içinde değerlendirmek daha doğrudur. Bu nedenle, bu tür masalsı anlatılara çağdaş masal demeyi uygun buluyoruz.

    Ülkemizde bu türün en başarılı yazarlarından biri olan Aytül Akal'ın bu türe girebilecek yüze yakın masalı vardır. Örneğin, bunlardan biri olan Rengini Arayan Top anlatısında tek renklilik yerine uzlaşmanın ve çok renkliliğin önemi vurgulanıyor. Bu anlatıda renk dağıtımı yapıldığı gün, başta renksiz olan topların her biri giderek birer renk alır. Önceden çizilen renksiz, tekdüze dünyamn yerini artık rengârenk toplardan oluşan bir dünya alır. Ne var ki, toplardan biri renk dağıtımına yetişemez ve bütün renkler tükenir. Diğer toplar sergiledikleri paylaşımcı ve uzlaşıcı davranışları nedeniyle renksiz kalan bu topa dokunarak onun da renklenmesini, dahası rengarenk olmasını sağlarlar. Böyle başta renksiz olan top, artık hepsinin en güzeli olur. Burada tek renkli, tek sesli ya da tek bakış açılı olmak yerine çok sesli ve çok bakış açılı olmanın zenginliği vurgulanıyor aslında. Çocukta demokrasi kültürü oluşturma adına zengin bir içerik barından bu anlatı, keyifle okunabilen bir öykünün içinde verilmiş.

    Masal Parodileri
    Burada andığımız masal türlerinden başka günümüzde özellikle batı ülkelerinde göze çarpan masal parodileri vardır. Bunlarda da güncel sorunlar ve konular belirleyicidir. En çok bildikleri geleneksel masallar, çocukların dünyasındaki olası sorunlarla bezenip, âdeta parodileştirilerek çocuğun dünyasına sokulur. Amaç yine çocuğu bilinçlendirmek ya da çocuğun kendi sorunlarım tammasına yardımcı olmak ve onu rahatlatmaktır. Masal parodilerinin okul öncesi eğitimi için önemli olduğunu düşündüğümüzden, bunları bir örnekle kısaca somutlamak istiyoruz.
    Sophie Brandes'in Pamuk Prenses 1985 başlığıyla yazılan masal parodisi, gençler arasındaki uyuşturucu sorununa ışık tutmayı amaçlar. Sorunsal, okul öncesi eğitimin konusu olmasa da bu çarpıcı örneği, benzer masal parodilerinin öğretmenler tarafından da düzenlenebileceği inancıyla vermek istiyoruz. Masal parodisinde, Pamuk Prenses günün gençlik modasım tam olarak uygulayan, fakat çağın olumsuz koşullarım da yaşayan hırçın bir genç kızdır. Evde üvey annesi onu, o da üvey annesini sürekli kıskandığından çeşitli sorunlar çıkar. Onu evden uzaklaştırmak isteyen annesiyle babası çeşitli yollar ararlar. Oysa Pamuk Prenses, günün koşullarına göre kendi başının çaresine bakmayı yeğler. Bu arada yaşadığı yoğun gerilim, onun baş ağrılarının artmasına ve durmadan ağrı kesici almasına neden olur. Sonunda her şeyden bıkan Pamuk Prenses, yedi müzisyen gencin ev işlerini yapmak üzere onların yanına taşımr. Burada mutludur artık. Gençler ona çok iyi davranır. Ancak üvey anne onu kıskandığından burada da rahat bırakmaz. Bu nedenle kısa sürede uyuşturucu bağımlısı olan Pamuk Prenses, soluğu hastanede alır. Burada tanıştığı yakışıklı psikoterapist doktor Prens, onu tedavi olması konusunda ikna eder. Böylece tedaviye başlanır.

    Görüldüğü gibi parodi, Pamuk Prenses masalının biçimini ve kişileri çok benzer biçimde kullanıyor. Ama olaylar ve sorunlar hem abartılmış hem güncel kılınmıştır. Uyuşturucu kullanımı sorunu da çarpık aile ilişkileri içinde ele alınmıştır. Buradaki amaç, bilinen motiflerden yola çıkılarak çocukların, gençlerin dünyasının sorunlarım betimlemek, onlara yaklaşabilmek. Bu parodi Almanya ve Alman çocukları için yazılmıştır. Bizim toplumumuzda da üvey anne, üvey baba ya da uyuşturucu kullanımı, evden kaçma gibi sorunlar var. Bu sorunlar karşısında çocuğa yalmzca öğüt vermek yeterli değildir. Bunun yerine ona eğitim sürecinde kendini bulabileceği metinler vererek onu kendi sorunları konusunda bilinçlendirmek akılcı ve verimli bir yol olabilir. Masal parodileri de bu bağlamda hem eğitici hem eğlendirici bir alt tür olarak değerlendirilebilir.

    Geleneksel Masalların Bölümleri
    Geleneksel masallarda çoğunlukla üç ana bölüm göze çarpar. Bunlar, döşeme ya da giriş, gövde ya da asıl masal, sonuç ya da üç elma bölümleridir.
    Giriş bölümünde çoğunlukla tekerlemelerle masalın düşsel yanı daha baştan vurgulanır. Masalın içinde de yer yer geçebilen tekerlemeler, masal deyince herkesin aklına gelen "Bir varmış, bir yokmuş..." ile başlayan, olağanüstülüğü, ger-çekdışılığı sezdiren ögelerdir. Bunlar kimi masalda kısa, kimisinde de birkaç sayfa tutacak kadar uzun olabilir. Türk masallarında bu bölümler genellikle uzundur. Bir ölçüde söz sanatımn da göstergesi olan bu bölüm, bir anlamda okuru veya dinleyeni düşsel yolculuğa hazırlar, ona uyarılarda bulunur. Ancak bu tekerlemelerin masalın konusuyla hiçbir bağlantısı yoktur.

    Naki Tezel'in İstanbul'dan derlediği bir tekerleme örneği:
    "Bir varmış, bir yokmuş. Zaman zaman içinde, kalbur saman içinde. Deve tellâl iken, horoz imam iken, manda berber iken, annem kaşıkta, babam beşikte iken... Ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, babam düştü beşikten, alnını yardı eşikten... Annem kaptı maşayı, babam kaptı küreği, gösterdiler bana kapı arkasındaki köşeyi... O öfke ile Tophane minaresini cebime sokmayayım mı borudur diye... O öfke ile Tophane güllesini cebime doldurmayayım mı darıdır diye... Orada buldum iki çifte bir kayık. Çek kayıkçı Eyüp'e......"
    Tipik bir tekerleme örneği olan bu parça, diğerleri gibi olağanüstü, gerçekdışı olayları gerçek gibi anlatarak okuru ve dinleyici uyarırken, bir yandan da tıpkı benzeyen düşsel bir öykü anlatılacağının habercisi olma gibi bir işlev de taşımaktadır.

    Gövde bölümü ise masalda yer alan kişilerin tanıtıldığı, asıl olayların arka arkaya sıralandığı, gerilimin tırmandırıldığı bölümdür. Tekerleme ile asıl masal ya da gövde arasına yeniden "Evvel zaman içinde" ya da "Bir varmış, bir yokmuş" gibi bir geçiş konarak asıl masala geçildiği belirtilebilir.

    Sonuç bölümüne "üç elma" da denir. Bu bölümde masalın sonunda neye ulaşıldığı, gerilimle süren olayların nasıl sonuçlandığı birkaç tümceyle özetlendiği gibi, E. Naci Gökşen'in de deyimiyle âdeta bir duayı andıran özel sözcükler arka arkaya gelebilir. Bu konuda Gökşen şöyle bir üç elma bölümü örneği veriyor:
    "Gökten üç elma düşmüş, görenlerin başına... Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine..."
    Bu bölüm bir özet niteliği taşımasının yanı sıra, aynı zamanda dinleyenlerin ya da okurların gönlünü alma amacına yöneliktir. Çoğunlukla mutlu biten masaldan herkesin bir ders çıkarması burada öğütlenir. Dede Korkut masallarının sonundaki üç elma bölümü, okur ya da dinleyenlere hayır dua edilen yerdir.

    Geleneksel masalın tersine çağdaş masallar, bu tür bölümlerden yoksundur. Ancak bu masalların başında da kısa bir "Bir varmış, bir yokmuş" tekerlemesi yer alır. Bu öge burada bütünüyle biçimseldir. Hiç olmadığı örnekler de bulunmaktadır. Daha çok kısa öyküye benzeyen çağdaş masal, biçimsel olarak bir tekerleme içermesine, içeriğinde yoğun bir düşsel boyut bulunmasına karşın daha çok, düzyazıya yakınlık gösterir. Bu nedenle düzyazı planına koşut olarak giriş, gelişme sonuç bölümleriyle kişileri ve olayları tanıtır, oluşturulan düğümün hemen ardından çözümü getirilerek, sonuç kısa yoldan okura sunulur.

    Masallar ve Çocuk
    Masallar aslında çocuklar için üretilmiş bir tür olmamalarına karşın günümüzde çocuk edebiyatının kaçınılmaz bir türü durumuna gelmiştir. Bunun nedenlerine kısa da olsa değinmekte yarar var. Masalların yarattığı puslu, gizemlerle dolu, serüven yüklü dünya, çocuklar için olduğu gibi, yetişkinler için de ilginç, merak edilen bir ortamdır. Hemen her yazınsal türün koşutladığı serüven özelliği, okunmayı ve sürükleyiciliği kamçılar. Bu nedenle merak öğesi, daha başta masalı çocuğa yakın kılıyor.
    Bunun ötesinde pozitif bir dünya sunulur masallarda. Yani çoğunlukla sonuç olumludur. Bütün kötü niyetli kişilere, gizemli güçleri olan düş yaratıklarına, devlere, cadılara, büyülere karşın iyi yürekli, dürüst, yardımsever olan her zaman kazanır. Bu bakımdan çocuk da iyi ile özdeşleşip iyilerin dünyasında yer almayı yeğler.

    Ancak çocuğu masala bağlayan asıl öge, masallarda kullanılan düşsel ortamdır. Başta da değinildiği gibi çocuk, zaten yetişkinler gibi nesnel düşünemediği, kuralların dünyasına yeterince ayak uyduramadığı için çocuktur. Başka deyişle çocuk, zaten fantastik bir algı dünyasına sahiptir. Bu bakımdan masallar çocuğun düş dünyasına çok yakın bir dünya kurar. Böylece çocuklar masal dinlemekten ve okumaktan hoşlanırlar. Dahası onları ezberleyerek düş dünyalarında yaşatmaya devam bile ederler. Bu nedenledir ki çocuklar aynı masalı defalarca dinlemek isterler. Çocukların düş gücünü geliştirmesi bakımdan masalların çocuklar için yararlı olduğu kuşku götürmez bir gerçektir. Ancak, aşağıda da değinileceği gibi masalların özellikle çocuklar için tehlikeli olanları da vardır. Bu nedenle küçük çocuklara okunacak masalların belli ölçütler ışığında titizlikle seçilmesi gerekir.

    Masalların içindeki öğreticilik boyutu, ahlaksal, dinsel, töresel derslerin bir öykünün içinde verilmesi, yetişkinler tarafından çocukların eğitimi için iyi bir malzeme olarak görülmüştür. Yani kısa, öz, etkileyici dersleri çocuğun dünyasına koşut biçimde sunan masalların, onların eğitimi için uygun bir zemin oluşturduğuna inanılmıştır. Gerçekten de bizler edebiyattaki öğreticiliği günümüz eğitbilim ilkeleri açısından doğru bulmasak bile masalı çocuk edebiyatının kaçınılmaz bir türü yapan aslında bu gerçektir.
    Özetle, masalın çocuk edebiyatı içinde bir tür olarak var olmasının başında, macera yükünün yoğunluğu, olumlu bir dünya anlayışının egemenliği, fantastik örgüsünün çocuğun düş gücüne koşut olması ve öğreticilik özelliğinin çocuk eğitimi için bir araç olarak görülmesi sıralanabilir.

    ÇOCUK MASALLARINDA ARANAN NİTELİKLER VE MASAL SEÇİMİ
    Masalın içerdiği zengin fantastik boyut, masalı çocuklar için ideal bir tür haline getirmiştir. Diğer yazınsal türlerde olduğu gibi masalların da çocuk üzerinde eğitsel bir işlevi, etkisi olduğunu bilinmektedir. Ne var ki masallar öncelikle ve özellikle çocuklar için üretilmediğinden, çocuklara sunulacak masalların titiz bir elemeden geçirilmesi bir zorunluluktur. Çünkü çoğu masalın barındırdığı şiddet öğesinin biçimi ve nedeni, kullanılan müstehcen öğeler, korku veren tip, olay ve durumların sunuluş biçimi, çocuğa göre olmayan anlatım özellikleri vs. gibi etkenler bizleri masal konusunda seçici olmaya zorluyor. Çoğu masalda şiddet öğesi veya korku verici öğelerin olduğu bir gerçektir. Aslında bunların olumlu/olumsuz olmasını sunuluş biçimleri belirler. Örneğin aşağıda, Boratav'ın kitabında yer alan Nohut Oğlan isimli masaldaki şiddet öğesi, çocukların yanı sıra neredeyse yetişkinleri bile ürkütecek niteliktedir. Söz konusu masalda nohut taneleri kadar çocukları olmasını isteyen bir kadının bu dileği gerçekleşir ve pek çok çocuğu olur. Ne var ki bu çocukları doyurmakta güçlük çektiklerinde kocasımn önerisi ve kadının bu çocuklardan kurtulma yolu, masallarda karşımıza çıkabilecek şiddet ya da vahşet sahnelerinin neden abartılı biçimde kullanılmaması gerektiğini açıkça ortaya koyuyor:
    ".....Nihayet adam bir çare bulmuş:
    "Be kart, demiş, bu gidişle bunlar bizi aç bırakacaklar. İyisi mi, yarın sen bir kazan su kızdır da çağır bunları: 'Gelin çocuklarım, sizi yıkayım' de, hepsini kaynar suda öldür."
    Kocakarı da öyle yapmış. Hepsini kazana atmış, öldürmüş. Sonra da kazanları devirmiş oturmuş köşeye..."
    (Pertev Naili Boratav, Az Gittik Uz Gittik)

    Çocuğun yetişkinler gibi nesnel düşünemediğini, dahası düş ile gerçeği zaman zaman iç içe yaşadığım daha önce vurgulamıştık. Bunun gibi bir masalın çocuklara, özellikle de okulöncesi çağındakilere okunduğunu/anlatıldığını düşünelim. Çocukların, dünyaya bakışlarını, anne babalarıyla ilişkilerini olumsuz etkileyebileceğini kestirmek pek zor olmasa gerek. Masalda çocuklar yalnızca yemek yiyen, tüketen, zarar veren canavarlar gibi tanıtıldığından, onların yok edilmesi sanki bir sorunu ortadan kaldıracak gibi sunuluyor. Oysa anne babalar için çocukların ne denli değerli olduğunu söylemeye gerek bile yok. Masal, bu gerçeği tersine çevirerek anne babanın yaşamı için çocukların yok edilmesini, hem de kaynar kazanın içinde hunharca öldürülmelerini anlatıyor. Çocukların böylesi masallardan çok derin ve olumsuz ruhsal yaralar alması kaçınılmazdır. Anne babasına sevgiyle bağlanmak yerine nefret yaratabilecek böyle bir masal hakkında elbette söylenecek daha pek çok şey vardır. Örneğin, çocukların gereksiz olduğu öne sürülürken neslin nasıl sürdürüleceğine değinilmez. Bir kadının çocuk dilemesi olağan olarak sunulur; ama plansız çocuk istemek hiç eleştirilmez. Ayrıca anne bütün şefkat ve acıma duygularından yalıtılmış olarak gösterildiğinden doğal anne dürtüleri hiç verilmez...

    Benzeri yaklaşımları masal figürlerinin kullanımında da görebiliriz. Örneğin, masalı korkutucu kılan özellik devler, cadılar, hayaletler, ejderhalar gibi figürler değil, bu figürlerin kullanılış amacı ve sunuluş biçimidir. Çok bilinen bir örnek olarak televizyonlarda oynayan "Sevimli Hayalet" tiplemesine baktığımızda, çocukların bu hayaletten bırakın korkmayı, tam tersine onunla özdeşleştiğini, ona acıyıp ondan yana olduklarını görürüz. Çünkü bu tiplemenin kullanımı, bir ahlâk ya da gelenek yasasını öğretmek için bir araç değildir. O bir dost, dahası, insanlar ondan korktuğu için yalnızlık çeken zavallı bir hayalettir. Buna karşılık, içinde hayalet veya peri gibi hayalî yaratıklar bulunan geleneksel masallar çoğunlukla insanın iliklerini donduracak kadar ürkütücüdür. Elbette bu tezi genellemek doğru olamaz. Ama geleneksel masallarda böyle bir eğilim olduğunu da vurgulamak gereklidir.

    Mademki masal konusunda bizler böyle bir gerçek ile karşı karşıyayız, o halde eğitimciler ve anne babalar olarak bizlere masal konusunda titiz seçim yapmak gibi önemli bir görev düşmektedir. Özellikle okulöncesi dönem çocuklarına anlatılacak/okunacak masallarda seçici olmak, çocuğun ruh sağlığı açısından bir kat daha önem taşımaktadır.

    Bütün bunların ötesinde, çoğunlukla da pazar koşulları nedeniyle yozlaştırılan masallar da başka bir gerçeği oluşturuyor. Başkaları tarafından derlenmiş masalları kendileri yazmış gibi sunan yazarların, en bilinen masalları kötü bir dille özetledikten sonra süsleyerek piyasaya sunmaları masal türünü en çok yıpratan yaklaşımların başında geliyor.

    Masal seçimi konusunda içerik bakımından bu söylediklerimize ek olarak biçimle ilgili bazı noktalara da değinmekte yarar vardır. Çocuklarda, özellikle okulöncesi çocuklarda soyut düşünebilme henüz tam gelişmediğinden somut olaylar onu daha çok ilgilendirir. Bu nedenle özellikle somut olay ve kişiler, eylemsellik, merakı kamçıladığı için macera yanı ağır basan olaylar çocuk masallarında özellikle aranması gerekir. Bunun yanı sıra sözü edilen yaş grubuna verilecek masallarda tasvirlerin de zengin olması, çocuğun masalla daha yakın ve sıkı bir ilişki kurmasını sağlayacaktır. Böylece masal hem daha hareketlenecek, hem de daha görsel kılınmış olacaktır.

    Ayrıca her türde olduğu gibi masallarda da dilin kullanımı önemle gözetilmesi gereken bir olgudur. Çünkü masalda kullanılan sözcükler sayı bakımından, somut anlatım bakımından, tümcelerin uzunluğu kısalığı bakımından, ayrıca yalınlık bakımından da dikkate alınmalı. Çünkü çocuk için masal, anadilini öğrendiği bir alan olarak görülmektedir. Bu nedenle çocuğu fazla zorlamayan, ama ona yeni sözcükler ve ifade yeteneği katan bir dil anlayışı sergileyen masalları bulmak ve seçmek yetişkinlerin, özellikle öğretmenlerin üzerine düşen önemli bir görevdir.
    Yine masalların özellikle okulöncesi çocuklar için eğlendirici, güldürücü olması çocuğun güdülenmesini sağlayacaktır. Seçici olmak koşuluyla Keloğlan masalları ya da geleneksel masalın içindeki bazı örnekler bu konuda önemli bir kaynak oluşturmaktadır. Çocuğun eğlenerek izleyeceği masal dünyası, onun bir an önce okumaya özendirilmesi, okuduktan sonra da bu eylemin alışkanlığa dönüşmesi için iyi bir araç olacaktır.

    Özetlemek gerekirse, masallar en zengin kültür hazinelerinden biridir. Bunların çocuklar için uyarlanması ve yazılması aşamasında istenmeyen örneklerin de bulunduğunu gözden kaçırmamanın ve masal konusunda seçici davranmanın zorunluluk olduğunu vurgulamak gerekir. Gerek maddî kazanç nedeniyle, yetkin olmayanların masal konusunda etkinlikte bulunmaları, gerekse yeterli birikime erişmeden, bilinçsizce bu alanda çalışanların ortaya koyacakları ürünler çocuklar için zararlı olabilir. Ancak bizler bilinçli bir seçimle çocuklara güzel masallar okuyup, onların düş dünyalarına biraz renk katabilirsek çocukları kazanabiliriz.


    Yazarlar
    Editör: Yard. Doç. Dr. Zeliha GÜNEŞ
    Doç. Dr. Selahattin DİLİDÜZGÜN
    Doç. Dr. Sedat SEVER
    Yard. Doç. Dr. Ali ÖZTÜRK
    Dr. Ömer ADIGÜZEL
    Çocuk Edebiyatında (Masal) Masalların Özellikleri-Çeşitleri










+ Yeni Konu aç

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  


Dost Sitelerimiz: AhmetDastan.COM | Kalbinegidenyol.Com | SağlıkUzmanım.COM



Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371