Google adsense



TÜRK DESTANLARI vikipedi İlk Türk Destanları İsimleri

Tarih |Tarih Bilgisi Kategorisinde ve Efsaneler & Destanlar Forumunda Bulunan TÜRK DESTANLARI vikipedi İlk Türk Destanları İsimleri Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> TÜRK DESTANLARI Prof. Dr. Umay Günay Bütün dünya edebiyatlarında olduğu gibi Türk Edebiyatının da ilk örnekleri destanlardır. Türk edebiyat geleneği ...

Sayfa 1/2 12 SonSon
15 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: TÜRK DESTANLARI vikipedi İlk Türk Destanları İsimleri

  1. #1

    Status
    Offline
    Site Sahibi

    EmeL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)


    Üyelik tarihi
    22 12 2011
    Yer
    Kocaeli, İzmit
    Mesajlar
    19.767
    Konular
    13291
    Aldığı Beğeni
    662
    Beğendikleri
    75

    Bayrak TÜRK DESTANLARI vikipedi İlk Türk Destanları İsimleri

    TÜRK DESTANLARI

    Prof. Dr. Umay Günay

    Bütün dünya edebiyatlarında olduğu gibi Türk Edebiyatının da ilk örnekleri
    destanlardır. Türk edebiyat geleneği içinde "destan" terimi birden fazla nazım
    şekli ve türü için kullanılmış ve kullanılmaktadır. Eski Türk Edebiyatı nazım
    şekillerinden mesnevilerin bir bölümü ve manzum hikâyeler, Anonim edebiyatta ve
    Âşık edebiyatında koşma veya mâni dörtlükleri ile yazılan veya söylenen ferdî,
    sosyal,tarihi, acıklı veya gülünç olayları tahkiye tekniği ile çeşitli
    uslûplarla aktaran nazım türüne ve bu yazıda ele alınan kâinatın, insanlığın,
    milletlerin yaradılışını , gelişimini, hayatta kalma mücadelelerini ve çeşitli
    olay ve nesnelerle ilgili sebeb açıklayan ve Batı Edebiyatında "epope" terimiyle
    anılan eserlerin tamamı da Türk edebiyatı geleneği içinde "destan" adı ile
    anılmaktadır. Bütün dünya edebiyatlarının başlangıç eserleri olan destanlar,
    çeşitli konularda yaradılış hikâyeleri yanında, milletlerin hayatında büyük
    yankılar uyandırmış bir kahramanın veya tarih olayının millet muhayyilesinde
    ortak sembol ve ifadelerle zenginleştirilmiş uzun manzum hikayeleridir.
    Destanlar bütün bir milletin ortak mücadelesini ortak değerler, kurallar,
    anlamlar bütünlüğü içinde yorumladığı ve yaşatıldığı toplumun geçmişini ve
    geleceğini temsil ettiği için dünya edebiyatının en ülkücü eserleri olarak kabul
    edilirler. Destanlar her zaman tarihî gerçekleri doğru biçimde nakletmezler.
    Destanlarda tarihi olay ve kahramanlar milletin ortak bilinçaltının, vicdanının
    istek, beklenti ,doğruları ve değerleri ile idealleştirilir, eski hatıralarla
    birleştirilerek tarihî gerçekmiş gibi anlatılırlar.Her milletin millî kimlik ve
    nitelikleri, ortak dünya görüşü , hatıra ve beklentileri yanında kusurları ve
    yanlışları da destanlarına yansır. Cihangirlik tutkusu, kuvvet, binicilik ve
    savaşcılık yanında verdiği sözde durma , acizlere ve mağluplara hoşgörü ile
    yaklaşma, yardımcı olma Türk destanlarında dile getirilen ortak değer ve
    kabullerdir. Türk destanları,kâinatın, insanın, kadının ve erkeğin yaradılışı,
    Türk milletinin doğuşu, çeşitli Türk devletlerinin kuruluş gelişme, çöküşleri,
    zafer ve yenilgileri gibi konularla beraber pek çok sebeb açıklayıcı efsaneyi de
    içinde barındırır. ilk örneklerinin manzum olduğu kabul edilen Türk
    destanlarından Kırgız Türkleri arasında yaşayan Manas destanı dışında bütünüyle
    günümüze gelebilen örnek bulunmamaktadır.Diğer Türk destanları çeşitli
    kaynaklarda özet, epizot, hatıra, kısaltılmış seçme metinler halinde
    bulunmaktadır.



    Türk tarihine anahatlarıyla bakıldığında Türk hayatı fetihlerle başlamış ve yeni
    toprakları yurt edinerek gelişmiştir. ilk anayurt olan Orta Asya hiç bir zaman
    terkedilmemiştir. Türk halkları ilk anayurt olan Orta Asya'dan itibaren dünya
    coğrafyası üzerinde geniş alana yayılmış ve bugün yedi Türk cumhuriyetinde, pek
    çok özerk toplulukda ve çeşitli devletlerin idaresinde azınlık halinde
    yaşamaktadır. Türk kültürü de tarih ve coğrafyadaki çok boyutluluğa paralel
    olarak çeşitlenmiş farklı seviye ve birikimlerle zenginleşerek ve farklılaşarak
    ancak ilk kaynaktan gelen ortaklıklarını sürdürerek günümüze ulaşmıştır. Bu
    sebeble Türk destanları da tarihî ve coğrafî çok boyutluluğun getirdiği dil ve
    kültür dairelerine paralel olarak çeşitlenmiştir. Türk destanları, anahatlarıyla
    kültür dâirelerine, kronolojik ve içinde teşekkül ettikleri veya muhafaza
    edildikleri siyâsî birliklere göre şöyle sınıflandırılmaktadırlar:



    İlk Türk Destanları

    1.Altay - Yakut

    Yaradılış Destanı

    2.Sakalar Dönemi

    a.Alp Er Tunga Destanı

    b.şu Destanı

    3.Hun Dönemi

    Oğuz Kağan Destanı

    4.Köktürk Dönemi

    a.Bozkurt Destanı

    b.Ergenekon Destanı

    5.Uygur Dönemi

    a. Türeyiş Destanı

    b. Göç Destanı



    TÜRK DESTANLARI vikipedi İlk Türk Destanları İsimleri


  2. #2

    Status
    Online
    Co Admin

    vaLentina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)


    Üyelik tarihi
    25 12 2011
    Yer
    Kocaeli - İzmit
    Mesajlar
    29.169
    Konular
    14253
    Aldığı Beğeni
    651
    Beğendikleri
    113

    Cevap: TÜRK DESTANLARI vikipedi İlk Türk Destanları İsimleri

    Türk destanları, Türk edebiyatında kahramanlıkları anlatan efsanevi türdeki destanlardır.

    En eski tür olarak Türk destanları içinde Uygur Destanı, Göç Destanı, Şu Destanı, Oğuz Kağan Destanı, Bozkurt Destanı, Ergenekon Destanı, Yaratılış Destanı, Edigey Destanı ve Türeyiş Destanı destanları İslam öncesi devrin bilinen destanlarıdır.

    İslâmiyetin yayılışı sırasındaki ve daha sonraki Türk destanları ise Saltuk Buğra, Manas, Battal Gazi, Danişmendname, Dede Korkut, Genç Osman, Köroğlu, Kuva-yi Milliye, Çanakkale destanlarıdır. Destanların bazıları gerçek olayları yansıtır, bazıları ise sadece kurgudur. Manas destanı Türklerin en uzun destanıdır.


    TÜRK DESTANLARI vikipedi
    Keşke yalnız bunun için sevseydim seni..

  3. #3

    Status
    Online
    Co Admin

    vaLentina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)


    Üyelik tarihi
    25 12 2011
    Yer
    Kocaeli - İzmit
    Mesajlar
    29.169
    Konular
    14253
    Aldığı Beğeni
    651
    Beğendikleri
    113

    Cevap: TÜRK DESTANLARI vikipedi İlk Türk Destanları İsimleri

    Atilla Destanı

    Atilla Destanı Türk destanlarından, Batı Hun Hükümdarı Atilla'nın yaşamını ve kahramanlıklarını anlatan destandır.

    Destan hakkında ;

    Hun Hükümdarı Atilla, Roma ordusunu yendikten bir yıl sonra tahminen 50000 askerle tekrar roma kapısına dayanmış ve roma'nın ileri gelenleri tarafından Roma Prensesi ile evlendirilmek için ikna edilmiş. Evlendiği Roma Prensesi tarafından zehirlenerek öldürülmüştür. Mezarının tahminen tuna nehrinin yatağında olduğu bilinmektedir. Yeri hala bilinmemekte ve bulunamamaktadır. Ayrıca Macarlar için de bir ata sayılır.
    Keşke yalnız bunun için sevseydim seni..

  4. #4

    Status
    Online
    Co Admin

    vaLentina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)


    Üyelik tarihi
    25 12 2011
    Yer
    Kocaeli - İzmit
    Mesajlar
    29.169
    Konular
    14253
    Aldığı Beğeni
    651
    Beğendikleri
    113

    Cevap: TÜRK DESTANLARI vikipedi İlk Türk Destanları İsimleri

    Bozkurt (mitoloji)

    Bozkurt - Türk, Moğol ve Altay mitolojisinde kutsal hayvan ve ulusal sembol. Bozgurt (Boskord, Pusgurt) olarak da söylenir. Bozkaskır, Çalkurd sözcükleri yine aynı anlama gelir. Moğollar Börteçine (Börteşına, Börtöşono) derler. Gökkurt veya “Gökbörü / Kökbörü” tabiri de yine niteleyici olarak kullanılır.

    Türk Mitolojisindeki Yeri ve Önemi

    Yol gösterici, kutlu kurt, tüm Türk ve Moğol boylarının ortak ongunudur. Bazı Türk ve Moğol boyları, soylarının bu kutlu varlıktan türediğine inanırlar. Çoğu zaman soyun bir kolu Gökkurt’tan, diğer kolu ise Gökgeyik’den gelmektedir. Kurt sürülerinin başında bulunup idare eden kurtlara da Gökkurt denilir. Kaskır ve Börü kelimeleri de değişik lehçe ve şivelerde kurt demektir. Bozkurt gökyüzünü temsil eder. Alageyik ise yeryüzünün simgesidir. Göktürklerin gök (mavi) bayraklarında kurtbaşı resmi vardır. Savaşçılığı ve savaş ruhunu, özgürlüğü, hızı, doğayı temsil eder. Türk ulusunun başına bir iş geldiğinde, bir tehdit belirdiğinde ortaya çıkar ve yol gösterir. Çadırların önüne tepesinde altından kurtbaşı bulunan direkler dikilir. Savaş Ruhu (Tanrısı) kurt görünümüne bürünür. Altıncı yüzyıla ait bir taş anıtta kurttan süt emen bir çocuk betimlenmektedir. Erenler, evliyalar zaman zaman kurt kılığına girerler. Bozkurda “Gök Oğlu” da denir. Halk kültüründe Bozkurt dişinin cepte taşınmasının nazardan koruyacağına inanılır. Yakut metinlerinde Bosko olarak bahsedilir. Kırgızlarda, bozkırda gezerken kurt görmek uğurdur. Rüyada kurt görmek de yine hayra yorulur. Hamile kadının nazardan korunması için yastığının altına kurt dişi veya derisi koyulur. Kurdun koyun sürüsüne dalması veya ahıra girmesi bereket sayılırdı. Başkurt rivayetlerine göre kurt onların atalarının önüne düşerek yol göstermiştir. Bu nedenle kendilerine başlarında kurt bulunan anlamına gelen Başkurt denmiştir. Hilal taktiği (veya Turan/Türk taktiği) adı verilen yarım çember ile düşmanı ortaya alıp çemberi kapatma stratejisinin kurtlardan görülerek ilk defa Türkler tarafından uygulanmıştır.
    Bozkurt, Türklerin ulusal sembolüdür. Tarih öncesi dönemlerden beri Türklerce kutsal sayılmıştır. Bozkurt'un kutsal sayılmasının ve Türklerin ulusal sembolü olmasının en önemli nedeni, Türklerin bir bozkurtun soyundan geldiklerine inanmalarıdır. Bozkurt, bugün Türk milliyetçiliğinin sembolüdür. Atatürk tarafından da ulusal sembol ilan edilmiş ve birçok yerde kullanılmıştır. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Türk Parası üzerine Bozkurt resimleri basılmıştır.
    Keşke yalnız bunun için sevseydim seni..

  5. #5

    Status
    Online
    Co Admin

    vaLentina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)


    Üyelik tarihi
    25 12 2011
    Yer
    Kocaeli - İzmit
    Mesajlar
    29.169
    Konular
    14253
    Aldığı Beğeni
    651
    Beğendikleri
    113

    Cevap: TÜRK DESTANLARI vikipedi İlk Türk Destanları İsimleri

    Dânişmendnâme

    Dânişmendnâme; Anadolu'nun fethini ve bu mücadelenin kahramanlarını anlatan, 12. yüzyılda sözlü olarak şekillenen 13. yüzyılda yazıya geçirilen İslâmî Türk destanlarındandır. XI. Yüzyılda yaşamış Türk devlet adamı Melik Dânişmend Gazi'nin hayatını, savaşlarını, Anadolu'daki bazı şehirlerin fethini ve çeşitli kerametlerini anlatmaktadır. Danişmendnâme'de hikâye edilen olayların tarihi gerçeklere uygunluğu, kahramanlarının yaşamış Türk beyleri olmalarından, Anadolu coğrafyasının gerçek isimleriyle anılmasından dolayı uzun süre tarih kitabı olarak nitelendirilmiştir. Köroğlu metni destan adıyla anılmakla ve bazı destanî niteliklere de sahib olmakla birlikte XX. yüzyılda Anadolu'dan derlenen örnekleri daha çok halk hikâyesi geleneğine yakındır. Anadolu'da hikâyeci âşıklar tarafından 24 kol halinde anlatılır.

    Dânişmendnâme'nin Anlamı

    ânişmend Gazi Destanı'nın yazılışını üç aşamada incelemek gerekmektedir. Eser, üç ayrı müellif tarafından farklı yüzyıllarda kaleme alınmıştır. İlk olarak, Mevlânâ İbn-i Ala tarafından II. İzzeddin Keykavus zamanında, yine onun emriyle H.642/M.1244-45 tarihinde te'lif edildiği tahmin edilmektedir. Bugün elimizde bulunan Dânişmend Gazi Destanı nüshaları, Tokat Kalesi dizdarı Arif Ali tarafından, Mevlânâ İbn-i Alâ'nın te'lif ettiği eser yeniden kaleme alınarak vücut bulmuştur. İkinci konusunda da kesin bir tarih yoktur. Ancak birçok araştırmacı H.762/M.1360-61 tarihinde, yani I. Murat devrinde kaleme alındığı konusunda birleşir. Eserin üçüncü safhası ise XVI. yüzyıl tarihçilerindŞen Gelibolulu Mustafa Alî'nin Mirkatü'l-cihâd'ıdır. Gelibolulu, adı geçen eserini, Arif Ali'nin kaleme aldığı Dânişmend Gazi Destanı'nın nüshalarından birini esas alarak yazmıştır..

    Hem tarihi olayların hem de metinlerin yazıya geçirilişi açısından Dânişmend Gazi Destanı, Battal Gazi Destanı ve Saltık Gazi Destanı zincirinin ikinci halkasını oluşturur. Dânişmend Gazi Destanı, Battal Gazi Destanı'nın tamam olduğunu, Battal Gazi ve gaza arkadaşlarının ebediyete intikal ettiğini bildiren cümlelerle başlar.
    Eserin şimdiye kadar on dokuz nüshası tespit edilmiştir. Arif Ali'nin kaleme aldığı Dânişmend Gazi Destanı Oğuzcanın Anadolu'da hakim duruma geçtiği yıllarda yazılmıştır ve oldukça sadedir.
    Dânişmend Gazi Destanı, on yedi meclisten oluşan büyük bir eserdir. Eserde bulunan meclisler müstakil olmakla beraber birbirinin devamı niteliğindedir. Yani konular hep birbirini takip etmektedir ve meclislerin tamamı bir bütünü oluşturmaktadır. Baştan sona kadar nazım-nesir iç içe olan eser, bu yönüyle incelendiğinde türünün diğer örnekleri olan Battal Gazi Destanı ve Saltık Gazi Destanı'ndan farklılık gösterir.

    Başta Paris olmak üzere, eserin bazı nüshaları Dânişmend Gazi'nin Malatya'dan fetihler yapmak için çıkış tarihini, hicrî 360 yılı, Recep ayının bir Cuma günü olarak gösterir. Bu, miladi takvimde 971 yılına rastlar. Bu tarihte Malatya'dan Türklerin sefere ordu çıkaracak kadar nüfusa sahip olmadığı aşikârdır. Bu yanlışlık Muallim Cevdet ve diğer bazı nüshalarda gün ve ay aynı olmakla beraber hicrî 460 olarak düzeltilmiştir. Bu tarih ise Miladi takvimde 1068 yılına rastlamaktadır. Bu, İbn-i Ala ve Arif Ali'nin yazdığı eserlerde de 460 geçtiğini düşündürmektedir. 1068 tarihi gerçeklere de uymaktadır. Bundan sonra destanda hiç tarih geçmez. Ancak eserde zaman, vak'a ve mekân ilişkileri müellif tarafından ustalıkla gösterilmiştir. Bu ilişkiler iyi bir incelemeye tâbi tutulduğunda zaman ve tarihlerin gerçeğe uyup uymadığı konusunda araştırma yapılabilir.

    Eserin sonunda, Selçuklular'ın tahtında Sultan Rükneddin'in bulunduğu kaydedilmiştir. Bu da tarih olarak 1262 ile 1266 yılları arasına rastlamaktadır. Dolayısıyla destan yaklaşık 200 yıllık bir dönemi içermektedir.

    Dânişmend Gazi Destanı'nda olayların geçtiği rivayet edilen mekânların tamamının gerçek olduğu söylenebilir. Diğer Anadolu destanları Battal Gazi Destanı ve Saltık Gazi Destanı'nda olduğu gibi efsane ve masal ülkelerine ya da mekânlarına rastlanmaz. Yer isimleri incelendiğinde olayların tamamının Anadolu'da geçtiği görülür ve büyük bir kısmı da tarihi olaylarla uyumludur. Malatya'dan fetihler yapmak için harakete geçen Türk ordusu; Kayseri, Ankara ve Kastamonu çizgisinin kuzeyinde kalan ve Karadeniz'e kadar olan kısmı fetheder. Destanda bu bölge içerisinde bulunan şehirleri ve diğer bazı yerleri eski ve yeni ismimlerle kaydetmekle ve günümüze ulaştırmıştır. Bu coğrafya içinde kalan Sivas, Tokat (Dükiyye), Kayseri (Kayseriyye), Kastamonu (Kastamonuyye vaya İsneboliyye), Bolu (Boliyye), Çorum (Yankoniyye), Gömenek (Sisiyye), Amasya (Amasiyye ve Haraşna), Canik, Osmancık (Eflanus), Ankara (Engüriyye veya Ma'muriyye), Gümüşhacıköy (Gümüş şehri), Niksar (Harsanosiyye), Karahisar, Zile (Karkariyye), Turhal (Kaşan), Malatya (Malatiyye), Çankırı(Mankuriyye), Sinop (Sinobiyye), Samsun (Samiyye), Anadolu (Rum) bizzat hâdiselerin geçtikleri yer veya yerler olarak defalarca zikredilir. Bu coğrafya dışında kalan İstanbul (Kostantiniyye)'un zaman zaman zikredilmesi, buranın Türkler tarafından fethedilmesi hayalinin tarihi seyrinin bir parçasıdır.

    Zaman zaman daha da ayrıntıya inilerek bu şehirler içinde bulunan ve olayların geçtiği yerlerdeki kale, ve köylerin isimlerini verir. Özellikle Tokat ve Tokat'a yakın olan yerlerde olan olaylar anlatılırken çok ayrıntıya inilir ve mekânların tasvirlerini yapılar. Yalnızca Tokat'a mahsus bu ayrıntıyı müellifin bu bölgeden olmasına veya buraları iyi tanımasına bağlamaktayız. Ayrıca bu bölgede bulunan akarsuları, dolayısıyla Kızılırmak ve Yeşilırmak'ı eski ve yeni isimleriyle zikreder. Horasan, Bağdat, Halep ve Şam ise Türklerin ilişki içerisinde bulunduğu mekânlardır...
    Keşke yalnız bunun için sevseydim seni..

  6. #6

    Status
    Online
    Co Admin

    vaLentina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)


    Üyelik tarihi
    25 12 2011
    Yer
    Kocaeli - İzmit
    Mesajlar
    29.169
    Konular
    14253
    Aldığı Beğeni
    651
    Beğendikleri
    113

    Cevap: TÜRK DESTANLARI vikipedi İlk Türk Destanları İsimleri

    Kaçak Yusuf Destanı

    Kaçak Yusuf Destanı, Karapapak'ların sözlü anlatı sanatının örneklerinden birisidir.
    Halk arasında toylarda, toplantılarda halk ozanları bu destanı anlatırlarmış. Eğer toplulukta Kaçak Yusuf'un akrabaları varsa, Kaçak Yusuf'un ölümünü anlatan kısmı okumadan destanı bitirirlermiş.
    Destan Bakü'de yayın yapan edebi eserler Neşir evi tarafından Azerice ve kiril alfabesi ile basılmış ve bugünkü Türkçeye çevirisi de kitap olarak Mehmet Hacaloğlu ve Tolga Kağan Önder tarafından hazırlanmıştır.

    Destandan bir alıntı;
    Yusuf sözünü tamamlayıp atının yularını boşaltı. Güllüce’nin üstünden aşıp Göydağa (çıldır hududundaki dağın ismidir) teref (taraf) yüz tuttu (gitti). Yusuf, evvelce Çıldır yolu ile bir hayli gittikten sonra, atın ağzını aşağı dönderdi (yönlendirdi). Dağ taş yayla cemaatı ile doluydu. Ona göre de Yusuf öyle giderdi ki çoban çoluk çocuk duyuk düşmesin (görmesin). Tan yeri sökülüp gökte yıldızlar seyrekleşirdi. Hava ışıklanmamış. O özünü (kendisini) Kars’ın yukarı başında Bayrampaşa mahallesine yetirdi (yetiştirdi). (O vakit Kars vilayeti, Akbaba mahali ile birlikte Rusya’nın tabiyetinde imiş.) Burda Yusuf’un Ahmet adında bir dostu var idi. Ahmet efendi ile Yusuf çoktanın dostuydu. Dar günde bir birine arka olmuşlardı. Ona göre de Yusuf erkle (güvenerek), Ahmet efendinin kapısını döydü. Hele hele bu vakit kapı döyülmezdi. Ona göre Ahmet efendi, kapının arkasına gelip sordu: “Kimsin? Kim var orda?” Yusuf dostunun sesini tanıyıp dedi: “Benim. Yusuf’am. Ahmet aç kapıyı.” Ahmet efendi kapıyı açıp atı yedeğinde duran Yusuf’u görünce kollarını geniş açtı. “Ay hoş geldin. Ne yahşı (iyi) geldin. Durma atı içeri çek.” Ahmet efendi, tez lambayı yakıp, Yusuf’un atını tavlaya bağladı. Önde Ahmet efendi, arkasında Yusuf dönüp eve girdiler. Yusuf’un gözü kapının ağzında ayak üstü duran kadına sataştı. Elini uzatıp “Hoş gördük bacı” dedi. Kadına selam verdi. Kadın utangaç başı ile razılık eledi (gösterdi). Yusuf, oturan gimi (oturunca) Ahmet efendi. küçük yastığı götürüp küçük pencereye hastı. İçerde lambanın ışığı titredi. Bayırdan (dışarıdan) bakan olsaydı içeriyi görmek olmazdı. Bunu gören Yusuf erkle (güvenerek) Ahmet efendiye dedi: “Niye böyle yapıyorsun? Işığın önünü niye kapıyorsun?” Ahmet efendi dedi: “Cavanık (gençlik) eyleme. Zaten seni el el geziyorlar. Böylesi daha iyi.” Yusuf gülerek dedi: “Ben buraya gizlenmeye gelmedim.” Ahmet efendinin karısı sofrayı açtı. Çay çörek getirdi. Yiyip içtiler. Yusuf dedi: “Hey... arkadaş badronumuz (mermimiz) kurtulup (tükenip), gelmişem buralardan mermi alıp gideyim.” Ahmet efendi kalkıp giyindi. Ahmet efendinin hanımı kapıyı biraz aralayıp, sokağa baktı. Küçede hiç kimsenin olmadığını görüp başı ile işaret eyledi. Yusuf’la Ahmet efendi sokağa çıktılar. Yüzümüze hayırlı sabahlar açılsın. Hava aydınlandı. Ahmet efendi dedi: “Yusuf yerin dibinde de olsa sana mermi buluruz. Ancak sen biraz sabırlı ol. Hayırlısı Allah’tan. Benim bir dostum var. Gidelim onun yanına. O bir encam çeker (düşünür).” Yusuf, Ahmet efendinin elbisesini giymişti. Şimdi andan hiç kimse şüphelenmezdi.....
    Keşke yalnız bunun için sevseydim seni..

  7. #7

    Status
    Online
    Co Admin

    vaLentina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)


    Üyelik tarihi
    25 12 2011
    Yer
    Kocaeli - İzmit
    Mesajlar
    29.169
    Konular
    14253
    Aldığı Beğeni
    651
    Beğendikleri
    113

    Cevap: TÜRK DESTANLARI vikipedi İlk Türk Destanları İsimleri

    Köroğlu Destanı ;

    Köroğlu Destanı; Türk, Altay, Anadolu ve Azeri efsanelerinde ve halk öykülerinde yer alan söylencesel kahramanın öyküsünün anlatıldığı bir destandır.

    Destanın içeriği;

    Başkahramanı, destana da adını veren Köroğlu'dur. Koroğlu veya Goroğlu olarak da söylenir. Köroğlu, Tüm Türk Dünyasının ortak motiflerinden biridir. Annesi ışıktan hamile kalır ve diri diri gömülerek öldürülür. Annesi Cembil Hatun'dur. Mezarda doğar, ölmüş anasını emerek büyür. Ahmet Yesevi’nin toprak altına mezar kazıp orada yaşayarak çile çekmesi bu anlayışı çağrıştırmaktadır. Değişik ülkelerde uyarlanarak farklı versiyonları anlatılır. Körlük kavramı yalnız görmemeyi değil, görülmemeyi de içerir. Sevgilisinin ardından öbür dünyaya yolculuk yapar. Kahramanlar korunmak için görünmez olurlar. Hızır zaman zaman kör olarak betimlenir çünkü onun göze ihtiyacı yoktur. Körlük bilgeliği simgeler. Değişik yörelerde bazen farklı isimlerle anılan babası Alı Koca (İslamdan sonra Ali), körlük tanrısı Alığ Han’ın rasyonel (gerçekçi) bir versiyonudur. Köroğlunun ismi de Ali’dir. Kor kelimesi ışık demek olduğu gibi yer altı, dağ, toprak gibi anlamları da vardır. Bütün bunlar bir arada değerlendirildiğinde Köroğlu ismi üç farklı manayı ifade eder.

    Gözleri kör olan (göze ihtiyaç duymayan) kişinin oğlu.
    Toprağın, dağın (mecazen mezarın yani ölümün) oğlu.
    Korun yani ateşin (kutsal gücün) oğlu.
    Köroğlu kendisini defalarca kurda benzetir. Anadoluda 16. Yüzyılda Yaşayan ve bu destan kahramanının adını alarak onunla özdeşleşen Köroğlu adlı halk ozanının şiirleri de kendisiyle bütünleşmiştir. Böylece Köroğlu ozanlık yeteneği ile de bütünleşmiştir.
    Köroğlu Destanı, kahramanı Ruşen Ali'nin ve babası Koca (Seyis) Yusuf'un Bolu Beyi ile olan mücadelelerini ele alır. Kahramanı 16 yüzyılda yaşamış halk ozanı Köroğlu'dur (Ruşen Ali). Bu destan Yaşar Kemal'in Üç Anadolu Efsanesi yapıtında yazına kazandırılmıştır.


    Etimoloji

    Kor “ateş, yeraltı” (veya Kör “görmeyen”) ve Oğul sözcüklerinin bileşimidir.
    Keşke yalnız bunun için sevseydim seni..

  8. #8

    Status
    Online
    Co Admin

    vaLentina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)


    Üyelik tarihi
    25 12 2011
    Yer
    Kocaeli - İzmit
    Mesajlar
    29.169
    Konular
    14253
    Aldığı Beğeni
    651
    Beğendikleri
    113

    Cevap: TÜRK DESTANLARI vikipedi İlk Türk Destanları İsimleri

    Manas Destanı;

    Manas Destanı, Kırgız Türkleri'nin millî destanıdır. Mani dinini yaşayan Karahitaylar ile Müslüman Karahanlılar arasındaki mücadelede Kırgızların durumunu ve Manas adlı kişiyi anlatan destan, çeşitli kaynaklar tarafından XV. yüzyıldan XII. yüzyıla kadar dayandırılır.

    Ünlü Türkolog Wilhelm Radloff (1837-1918), Manas Destanı'yla ilgili ilk derlemeyi, Kırgızistan'ın Tokmok kenti güneyindeki Sarı Bağış boyuna mensup bir Manasçıdan (destanı günümüze kadar nesilden nesile aktaragelen sözlü anlatıcılar) 1869'da yapmıştır. Halk arasında bu sözlü halk edebiyatı anlatıcılarına ırçı veya comokçu da denmiştir.
    Manas Destanı'na hala eklemeler yapılmaktadır ve destanın 130'dan fazla varyantı vardır.

    Manas Destanı

    Orta Asya’da yaşayan Türk boyları arasında 13 yüzyılda doğup gelişmiştir. Cengiz nâme Moğol hükümdarı Cengiz’in hayatı, kişiliği ve fetihleri ile ilgili olarak Cengiz’in oğulları tarafından idare edilen Türkler tarafından meydana getirilmiştir. Orta Asya’da yaşayan Türkler özellikle de Başkurd, Kazak ve Kırgız Türkleri, Cengiz destanını çok severek günümüze kadar yaşatmışlardır. Cengiz-nâme’de, Cengiz bir Türk kahramanı olarak kabul edilmekte ve hikâye Türk tarihi gibi anlatılmamaktadır.

    Cengiz, Uygur Türeyiş destanının kahramanları gibi gün ışığı ile Kurt-Tanrı’nın çocuğu olarak doğar. Cengiz-nâme, Moğol Hanlarının destanî tarihi olarak kabul edildiğinden tarih araştırıcılarının da dikkatini çekmiştir. XVII. yüzyılda Orta Asya Türkçesinin değerli yazarı Ebü’l Gâzi Bahadır Han, “şecere-i Türk” adlı eserinde “Cengiz-Nâme”nin 17 varyantını tesbit ettiğini söylemektedir. Bu bilgi, bu destanın, Orta Asya’daki Türkler arasındaki yaygınlığını göstermektedir.
    Orta Asya Türkleri, Cengiz’i islâm kahramanı olarak da görmüşler ve ona kutsallık atfetmişlerdir. Batıdaki Türkler tarafından ise Cengiz hiç sevilmemiştir. Arap tarihçilerinin, bu hükümdarı islâm düşmanı olarak göstermeleri ve tarihî olaylar onun sevilmemesinde etkili olmuştur. Moğolların Anadolu'ya saldırgan biçimde gelip ortalığı yakıp yıkmaları, Bağdat’ın önce Hülâgu daha sonra Timurlenk tarafından yakılıp yıkılması, Timurlenk’in Yıldırım Beyazıd’la sebebsiz savaşı gibi tarihi gerçekler, Cengiz’in de diğer Moğollar gibi sevilmemesine sebeb olmuştur. Cengiz-Nâme batıda yaşayan Türkler’in hafıza ve gönüllerinde yer almamıştır. “Cengiz-Nâme”nin Orta Asya Türkleri arasında bir diğer adı da ” Dâstân-ı Nesl-i Cengiz Han”dır. Edige Bu destanda XIII yüzyılda Hazar denizi kıyısında kurulan Altınordu Hanlığının XV. yüzyılda Timurlular tarafından yıkılışı anlatılmaktadır.

    Destanın adı, Altınordu Hanı ve bu destanın kahramanı Edige Mirza Bahadır’a atfen verilmiştir. Edige Mirza Bahadır’ın devletini ayakta tutabilmek için yaptığı büyük mücadeleler, ölümünden sonra XV. yüzyılda destan haline getirilmiştir. 1820′yılından itibaren yazıya geçirilen Edige destanının Kazak-Kırgız, Kırım, Nogay, Türkmen, Kara Kalpak, Başkırt olmak üzere altı rivâyeti tesbit edilmiştir Çeşitli Türk guruplar arasında Alp Er Tunga ve Oğuz Kağan gibi ilk Türk destanlarının izlerini taşıyan Türk kahramanlık dtünya görüşünü temsil eden burada bahsi geçenler kadar yaygınlaşmamış ortak edebiyat geleneği içinde yer almamış pek çok başka destan örneği bulunmaktadır.
    Osmanlı sahasında destandan hikâyeye geçişte ara türler olarak da nitelendirilen çok tanınmış ve birçok Türk topluluklarınca da bilinen Köroğlu örneği yanında daha sınırlı alanlarda tesbit edilen Danişmendname , Battalname gibi ilgi çekici örnekler de bulunmaktadır.
    Keşke yalnız bunun için sevseydim seni..

  9. #9

    Status
    Online
    Co Admin

    vaLentina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)


    Üyelik tarihi
    25 12 2011
    Yer
    Kocaeli - İzmit
    Mesajlar
    29.169
    Konular
    14253
    Aldığı Beğeni
    651
    Beğendikleri
    113

    Cevap: TÜRK DESTANLARI vikipedi İlk Türk Destanları İsimleri

    Oğuz Kağan Destanı

    Oğuz Kağan Destanı Türk destanlarından, Hun-Oğuz destanları grubundandır.[kaynak belirtilmeli] Oğuz Kağan Destanı'nın beş ayrı yazması vardır. Çağatayca, Farsça ve Uygurca yazmalardaki Oğuz Kağan Destanı; Oğuz boyları, Türk dili, edebiyatı, folkloru, târihi ve kültürü hakkında bilgi verir. Destan Türklerin atası olduğu varsayılan Oğuz Kağan'ın hayatını anlatır.


    Paris Elyazması;

    Oğuz Kağan Destanının Uygur yazması, Paris Millî Kütüphanesi’nde bulunmaktadır. Uygur Oğuz Kağan Destanı M.Ö. 201 - 126 yılları arasında büyük bir göçebe devleti kuran Hiung-nu’larla ilgilidir. Oğuz Kağan'ın bu devleti kuran Mete olduğu ileri sürülmektedir. Zeki Velidi Togan’a göre ise, Oğuz Kağan Destanı’nın kökeni daha eski çağlara, M. Ö. VII. yüzyılda merkezi Orta-Asya’da bulunan Sakalar ile birkaç asır sonraki İskitlerdir.
    Paris elyazmasının transkripsiyonu 1891 yılında W. Radloff tarafından Kutadgu Bilig basımının içinde yayınlandı.


    Rıza Nur'un Oğuznâme'si

    Rıza Nur, Oğuz Kağan Destanı'nı başka destanlardan parçalarla zenginleştirerek Oğuznâme adlı yaklaşık 6100 mısralık bir manzum eser meydana getirdi. Rıza Nur'un Oğuznâme'si 1928 yılında Kahire'de yayımlandı. "Oğuz Kağan'ın Duası" olarak bilinen metin başta olmak üzere daha sonraları Oğuz Kağan Destanı'nın bir parçası olarak tanınmaya başlanan kimi metinler, Rıza Nur'un kaleme aldığı ve 1928 tarihli Oğuzname'de yayınlanan metinleridir.
    Keşke yalnız bunun için sevseydim seni..

  10. #10

    Status
    Online
    Co Admin

    vaLentina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)


    Üyelik tarihi
    25 12 2011
    Yer
    Kocaeli - İzmit
    Mesajlar
    29.169
    Konular
    14253
    Aldığı Beğeni
    651
    Beğendikleri
    113

    Cevap: TÜRK DESTANLARI vikipedi İlk Türk Destanları İsimleri

    Saltık Name

    Saltık-nâme, den bahseden en eski tarihli eser 14.yüzyılın ilk çeyreği içinde (1300-1325) ölmüş olan Kemaleddin Muhammed es Serac er Rıfai nin Tüffahu'l Ervah (Ruhların Meyvesi) isimli Arapça menkabeler mecmuasıdır. Tüffahu'l Ervah İbn Battuta'nın Sarı Saltık'ın yaşadığı bölgelere seyahatinden 16 yıl kadar önce yazılmıştır. Sarı Saltık ile ilgili bölüm "Saltık et-Turki" başlığı altında toplanmıştır.
    Evliya Çelebi Seyahatnamesinde iki Saltık-name den bahseder. Birincisi 15.yüzyıl Bayrami şeyhlerinden Muhammediye'nin yazarı Yazıcıoğlu Mehmed'in (1451) yazdığı Menakıb-ı Sarı Saltık dır.Evliya Çelebi seyahatnamesinin 3.cildinin 366. sayfasında bu eseri anlatır. İkincisi Evliya Çelebi'nin bizzat gördüğü Özi valisi Kenan Paşa'nın (1659) kaleme aldığı 40 formadan oluşan Saltık-name dir. Kenan Paşa Babadağı'nda topladığı menkabelerle Yazıcıoğlu Mehmed ve Fütuhat-ı Toktamış Han adlı eserlerden faydalanarak yazmıştır. Evliya Çelebi'nin bahsettiği iki Saltık-name de hale bulunamamıştır.


    1473-1480 yıllarında Uzun Hasan seferine çıkan Fatih Sultan Mehmed oğlu Cem Sultan ı Edirne'ye kaymakam olarak gönderir. Cem Sultan maiyetinden Ebu’l-Hayr-ı Rumî ye gezilerinde Babaeski de bulunan türbe ve zaviyesinde ki dervişlerden menakıblarını dinlediği Sarı Saltık için bir eser yazmasını ister. Bu eser Ebu’l-Hayr-ı Rumî tarafından 1473-1480 yılları arasında kaleme alınmıştır. Bu eserin bir kopya nüshası Topkapı Sarayı Hazine Kütüphanesi nr.1612 dir. Tam nüshadır. 1591 tarihinde kopya edilmiştir. Eseri kopya eden zat 16 yüzyılda Osmanlı-Safavi mücadelesinin ve Şii propagandalarının yarattığı İran ve Rafizilik karşıtı yazılar da eklemiş Sarı Saltık'ı Hanefi mezhebinin koyu bir Sunni mücahiti olarak göstermiştir. Üç ciltten oluşmaktadır. Birinci cildinde on dört, ikinci cildinde dokuz, üçüncü cildinde ise on dokuz bölüm bulunmaktadır. Eserdeki bölümler müstakil olmakla birlikte hep birbiri ile bağlantılıdır. Konular hep birbirini takip etmekte ve bir bütünü oluşturmaktadır. Sade bir dil ile, nesir olarak Eski Anadolu Türkçesinin dil özellikleriyle kaleme alınmıştır. Bu eser Harvard üniversitesinden Şinasi Tekin'in yönettiği kaynak eserler dizisinde tıpkı basım olarak basıldı. Türkçe Latin harfli baskısıda 3 cilt olarak Şükrü Haluk Akalın tarafından Kültür bakanlığı yayınlarından yayınlandı.
    Saraybosna kütüphanesi İslam yazmaları kısmında 72 sayfalık bir Saltık-name yazması olduğunu G.Martin Smith bahsetmiştir. Şimdiye kadar altı nüshası tespit edilebilmiştir. Bunların içerisinde başı ve sonu tam olan tek yazma nüshası Prof. Dr. Necati Demir’in kütüphanesindedir.


    Saltık Gazi ile ilgili olaylar da Sinop’ta başlar. Saltık Gazi, başlangıçta Sinop’tan hareket ederek çevre illerde cenk ve gazalarda bulunur. Saltık-nâme’nin Anadolu’daki en önemli mekanları; Sinop, Amasya, Sivas, Kastamonu, Çankırı, Ankara, Konya, Kırşehir, Niğde, Bor, Trabzon, Bursa, İzmir, Antalya, Alanya, Finike’dir. Rumeli tarafında ise Edirne ve İstanbul ön planadır. İlerleyen bölümlerinde coğrafya gittikçe genişler. Öyle ki Saltık Gazi, Sinop’tan hareket ederek Afrika’nın güneyine, Asya’nın doğu ucuna, Avrupa’nın batı ucuna kadar gider; Tanrı’nın adaletini götürür, zalimler, hilebazlar, fesatçılar, karanlık işler çevirip insanları yanıltanlar, halkına kötü davrananlar, doğru yoldan sapanlar, zina batağına düşenler, … ile mücadele eder. Kısaca belirtmek gerekirse Saltık-nâme’nin coğrafyası; Asya, Avrupa ve Afrika’nın tamamıdır, diyebiliriz. Bir başka söyleyişle Saltık-nâme, üç kıtada yaşayan bütün milletleri ilgilendirmektedir. Bu bakımdan Saltık-nâme, diğer Türk destanların göre Coğrafyası en geniş olanıdır.


    Saltık Gazi Destanı', Anadolu’nun Divânu Lügati't-Türk’ü gibidir. Eser; başta Osmanlı Devleti’nin kuruluşu olmak üzere, üç kıtada üç yüz yıl boyunca cereyan eden tarihi olayları içerir. İçerisinde destanlar, masallar, efsaneler bulunmaktadır. Belki de ilk masal ve efsane derlemeleri, bu eserde yer almaktadır. Ayrıca atasözleri, bilmeceler, deyimler bakımından çok zengindir. Söz varlığı açısından ise Divânu Lügati't-Türk’ten çok daha zengin olduğu söylenebilir. Saltık Gazi Destanı; coğrafya, tarih, sosyoloji, ilahiyat, antropoloji, halk bilimi açısından da çok önemli bir kaynaktır.
    Keşke yalnız bunun için sevseydim seni..

Sayfa 1/2 12 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

3 40 alp er tunga destanı kime aittir alı ara arası arasında batı beraber bu bugü bütün türk destanlarının isimleri büyük bölümü cumhuriyeti da destanlar ve kime ait oldukları destanlardaki isimler destanları destanı devletleri diğer dile doğru doğuşu dr dünya dünya destanları kime aittir dünya ve türk destanları ve kime ait oldugu dünya ve türk destanları ve kimlere ait oldukları dışı edebiyatı edilen eko eserleri eski eski türk destanlarının adları ve açıklama eski türk destanlarının isimleri eski türkçe isimler ettiği farklı fazla gelişimi gibi göre halinde hayat hayatı hoşgörü hun i içinde ilgili ilk insanlığı insanı insanın itibaren kabul kağan kadı kronolojik kuruluş kültürü leş manas destanı meti muhafaza mücadelesi nazım olan olarak olayları olayı siradisi.org sultan sözde tarihi tarihine tek tutkusu türk türk destanlarinin ismi türk destanları isimleri türk destanları ismi türk destanları kimlere ait türk destanları listesi türk destanları ve isimleri türk destanları ve kime ait oldukları türk destanları vikipedi türk destanların isimleri türk destanlarında geçen isimler türk destanlarının isimleri türk destanlarının ismi türk edebiyatına ait destanlar ve kimlere aittir türk edebiyatındaki 52 destanın isimleri türü uzun ve veya vikipedi ya yaratılış destanı kime aittir yaşa yaşayan yedi İlk ünlü türk destanlarının isimleri ünlü türk destanlarınınisimleri zaman özet

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371