Evliyaların Hayatı Abdülhakim Arvasi Hz. Hayatı, Türbesi... Seyyid Abdülhakîm Arvâsî, gördüğü bu rüyanın tesiri ile büyük bir aşkla ilim tahsil edip, ilimde ilerlediği gibi, Seyyid Fehim hazretlerinin sohbet ve teveccühleri ile gönlünü nurlandırdı. 1882 (H.1300)'de zahiri ilimlerde icazet aldıktan sonra, 1888 (H.1305)'de tasavvufta Nakşibendî yolundan icazet aldı. Ancak Nakşî tarikatında H. 1000 tarihinden sonrakiler ilk asırdakilere benzer olduğuna dair işaretler bulunduğundan, Nakşîlikten mezun olanlar, Kübreviyye, Sühreverdiyye, Kâdiriyye ve Çeştiyye tarîkatlerinden de mezun sayılıyordu. Abdülhakîm Arvâsî hazretleri de mürşidi Seyyid Fehîm hazretleri tarafından Nakşibendî, Kadiri, Sühreverdî, Kübrevî ve Çeştî tarîkatlerinden de icazet aldı.

Abdülhakim Arvasi Hz. Hayatı, Türbesi...

Bundan sonra memleketi Arvas'a dönen Abdülhakîm Arvâsî hazretlerinin burada büyük ilmî faaliyetleri oldu. Bunu kendileri şöyle anlatmaktadır: Memleketimizde, mevcut medreselerden ayrı olarak, bana miras kalan mallardan bir medrese yaptırdım. Mevcut kitaplara ilâve suretiyle zengin bir kütüphane kurdum. Talebenin yiyeceği, giyeceği, yatacağı, yakacağı tarafıma ait olmak üzere de o medresede 29 yıl ders okuttum. Birçok âlim ve fâdıl yetiştirdim. Bunları gönderdiğim yerler adeta irfan nuruyla doldu. O civarda medresemiz ilim feyziyle şöhret buldu. Valilerin, üst kademedeki memurların, bilhassa uzak yerlerdeki âlimlerin bile övgüyle, sitayişle bahsettikleri bir ilim merkezi oldu. Medresemizden yetişen ilim adamlarının okumalarına mahsus kitapları İstanbul'dan getirtiyordum. Medresemin bağlıları bu kitapları aşiretler ve kabilelere gönderip onları ilim nuruyla aydınlatırlardı. Mezunlarımızdan bazıları vilâyet, sancak ve kaza merkezlerinde müftü olarak vazifelendirilirdi. İçlerinden muhtaç olanları ev eşyalarını tedarik ederek evlendiriyordum. İran'ın sınır boyundaki halk bu kişilerin gayretleri sayesinde Sünnîlikte devam ediyorlar ve kendilerini görenler, İslami bağlılıkları karşısında hayrete düşüyorlardı.

Abdülhakim Arvasi Hz. Hayatı, Türbesi...

Şeyh Abdülhakîm Efendi 1907'deki haccı sırasında büyük evliya Şeyh Ziya Masum’un yüksek iltifatlarına mazhar oldular. Birlikte veda tavafını yaparlarken Şeyh Ziya Masum hazretleri kendisine: "Mürşidin Seyyid Fehîm hazretleri tarafından Nakşibendî, Kadiri, Sühreverdî, Kübrevî, Çeştî takatlerinden memur ve mezun olduğun gibi ilâveten sana Üveysîlik yüksek yolundan da icazet verdim." buyurdular.

Abdülhakim Arvasi Hazretleri, ruh bilgilerinin, tasavvuf ilminin mütehassısı, son asrın büyük âlim ve velilerindendir. 1865 (H.1281)'te Van vilâyetinin Başkale kasabasında doğdu. 1943 (H.1362)'de Ankara'da vefat etti. Kabri, Ankara yakınındaki Bağlum kasabasındadır. İmam-ı Ali Rıza bin Musa Kâzım soyundan olup seyyiddir. Hazret-i Ali'ye kadar bütün babaları âlim ve veli idi. Birçoğu zamanının kutbu, devrinin en büyük evliyası ve rehberiydi. Babası Seyyid Mustafa, Seyyid Tâhâ-i Hakkâri’nin oğlu Seyyid Ubeydullah'ın halifesiydi. Gördüğü kimsenin hangi namazı kılmadığını, Allahü Teâlâ’nın ihsanı ile yüzünden anlardı. Dinin emir ve yasaklarına bağlılıkta fevkalâde titiz, din bilgilerini yaymada gayretli ve çok cömertti. Âlimlere, bilhassa on yedinci asırda Hindistan'ın Siyalkut şehrinde İslâm âlemini her yönüyle ışıklandırmış olan Abdülhakîm Siyalkûtî hazretlerine pek çok muhabbeti vardı. Bir oğlu olursa ona Abdülhakîm ismini verecekti. Seyyid Mustafa Efendinin bir oğlu olduğu gece, Abdülkâdir Geylânî hazretlerinin torunlarından büyük âlim Seyyid Tâhâ hazretlerinin küçük biraderi Abdülhakîm Efendi kendisinde misafirdi. Seyyid Mustafa Efendinin içindeki dileğine bu ilâhî hikmet de eklenince, doğan oğluna Abdülhakîm ismini verdi.