Kureyş Suresinin Açıklaması



Kureyş Suresinin Açıklaması Kureyş Suresi Bize Ne Anlatıyor Anlamı Nedir?

Bismillahirrahmanirrahim

(İyiliği sonsuz, ikramı bol Allah’ın adıyla)

(لِإِيلَافِ قُرَيْشٍ (1) إِيلَافِهِمْ رِحْلَةَ الشِّتَاءِ وَالصَّيْفِ (2) فَلْيَعْبُدُوا رَبَّ هَذَا الْبَيْتِ (3) الَّذِي أَطْعَمَهُمْ مِنْ جُوعٍ وَآَمَنَهُمْ مِنْ خَوْفٍ (4

(1) Kureyşliler yakınlık gördükleri için, (2) Kış ve yaz seferlerinde yakınlık gördükleri için, (3) Bu Beyt’in (Kâbe’nin) Rabbine kulluk etsinler. (4) Onları açlıktan tokluğa, korkudan güvenliğe kavuşturan Rabbine.

Ayetlerde “yakınlık” diye tercüme edilen “ilaf” kelimesi, sözlükte “alıştırma, ısındırma, anlaşma, istek üzerine verilen berat” gibi anlamlara gelir. Terim olarak ise Kureyşlilerin bazı kabile ve ülkelerle yaptıkları ticari anlaşmaları ifade etmektedir.

Sûrede, Kureyşliler için o dönem hayati bir öneme sahip olan ticaret imkânlarının genişliğinden bahsedilmekte, Suriye ile Yemen arasındaki büyük bölgede sahip oldukları serbest dolaşım hakkına vurgu yapılarak bu rahatlığın onlara Allah tarafından bahşedilmiş olduğu gerçeği hatırlatılmaktadır. Bunun sebebi Kâbe ve çevresinin kutsal bir bölge, güvenli bir şehir kılınmasıdır. Yüce Allah bir zamanlar Hz. İbrahim’in yaptığı duayı bize anlatır:

“Bir gün İbrahim şöyle yalvardı; ‘Rabbim, burasını güvenli bir şehir yap. Halkına; onlardan Allah’a ve Son Güne inananlara bolca ürün ve kazanç bahşet.’ Allah dedi ki; ‘Kâfirlik edene de bir süre iyilik eder, sonra onu o ateş azabına girmek zorunda bırakırım.’ Ne kötü hâle gelmedir o!” (Bakara 2/126)

Hz. İbrahim (a.s.), eşi Hacer ve oğlu İsmail’i bugünkü Mekke bölgesine bıraktığında şöyle dua etmiştir.

“Rabbimiz! Ben soyumdan bir kısmını senin dokunulmaz evinin yanında, bitkisiz bir dereye yerleştirdim. Rabbimiz, namazı tam kılsınlar diye… İnsanlardan kiminin gönlünde onlara karşı özlem uyandır ve onlara bolca ürün ve kazanç bahşet ki, belki şükrederler.” (İbrahim 14/37)

Yüce Allah Hz. İbrahim’in dualarını kabul etmiş, Kâbe ve çevresini çok verimli bir bölge haline getirmiştir. Bugün de bilindiği gibi Mekke başta olmak üzere Hicaz bölgesi, ticaret ve petrol yatakları bakımından dünyanın en verimli bölgesidir. Öte yandan, o günlerde Kureyşlilerin ticaret seferleri yaptıkları Suriye ve Yemen bölgeleri ise dünyanın en yoksul bölgeleri hâline gelmiştir. Yüce Allah şöyle buyurur:

“Bizim güvenli ve kutsal bir yer meydana getirdiğimizi görmüyorlar mı? Oysa etraflarında insanlar koparılıp götürülüyorlar. Hâlâ Allah’ın nimetlerini görmezden gelip asılsız şeylere mi inanıyorlar?” (Ankebut 29/67)

Sûrede, Kureyşliler nezdinde tüm insanlardan talep edilen şey, kendilerine verilen nimetlere aldanarak yoldan çıkmamaları ve kulluğu her zaman nimetlerin tümünü veren Allah’a tahsis etmeleridir. Yüce Allah şöyle buyurur:

“Mallarınız ve çocuklarınız sadece bir imtihandır. Asıl büyük ödül Allah’ın düzenindedir.” (Teğabun 64/15)

Kazancın asıl kaynağından gafil olan insanlar ancak kazandıkları müddetçe kulluk ederler. Kazancın bir imtihan aracı olduğunu unutmayan insanlar ise varlıkta ve yoklukta, her zaman Allah’a kulluk ederler. Yüce Allah şöyle buyurur:

“İnsanlardan kimi de Allah’a sınırda kulluk eder. Eline bir imkân geçse rahatlar, başına bir sıkıntı gelse yüz çevirir. Böylesi dünyayı da kaybeder ahireti de. Apaçık kayıp budur işte.” (Hacc 22/11)

Zenginlik büyük bir imtihandır. Allah kullarını sık sık bu imtihanla yüzleştirir. İşte böyle durumlarda Kureyş halkı hatırlanmalı ve zenginliğin aldatıcı yönünden korunmak için Allah’tan yardım istenmeli, sadece O’na dayanmalı ve gerçek mutlu sonun O’nun katında olduğu hatırlanmalıdır.