Vaktiyle bir saka vardı. Her sabah pınardan fıçılara doldurduğu buz gibi lezzetli suları eşeğine yükler, kapı kapı dolaşarak satardı. Birgün bir evin penceresinden bakan bir kadına aşık oldu. O kadını görmek ümidiyle hergün o sokaktan geçmeye başladı. Belki birgün ondan su alır, böylece yakından görür ve onu sevdiğini söylerdi. “Sucuuu” diye bağırıyor, insanlar kaplarını getirerek ondan su alıyorlar, fakat sevdiği kadın bir defa olsun onu çağırıp su almıyordu. Baktı ki olmayacak, o kadının kapısını çaldı. Kapıyı açan hanıma:


“Çok susadım, ALLAH rızası için su” dedi.

Kadın taaccüble: “Hayret! Sen sucu değil misin? Fıçılarında kaç batman su var, benden su istiyorsun” dedi.

Saka der ki:

“Evet bende de su var ama, mesele su içmek değil; sevdiğinin elinden su içmektir. Sevdiğinin elinden su içerken, dudağına sudan fazlası dokunur. Sevdiğinin elinde terleyen kadehi dudağına götürürken, damağına su yerine aşk dökülür; boğazında sevdanın en tatlısı düğümlenir, içine muhabbetin denizi taşar”

Ey aziz! Sana her türlü nimeti bol bol gönderen ü ALLAH teâlâ, senin sevdiğin olsun. Mesela, suyu içerken, sevgilin olan ALLAHü teâlânın sana ihsanı olduğunu düşünerek içersen, kalbine sular gibi feyz akar. Ona muhabbetin artar, ibadetlerini ihlas ve huşû ile yaparsın.

Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî Mesnevî’de Anlatır...