Aliye Berger, Fahrünnisa Zeyd’in kız kardeşidir.

Aliye Berger (1903-1974) Hayatı,Eserleri

Macaristan’da bir halk ayaklanmasına katıldığı için kaçıp Türkiye’ye sığınan ve evlerinde müzik dersi vermeye gelen Carl Berger’e aşık olur. Beraberliklerinden 23 yıl sonra evlenirler ve evlendikten 6 ay sonra bir kalp krizi sonucu eşini yitirir. Geçirdiği bunalımdan kurtulması amacıyla Fahrünnisa hanım tarafından Londra’ya götürülür. Orada gravür yapmaya başlar ve gravure daha once denenmemiş malzemeler sokar. Basılan malzemenin dokusundan yararlanmak için onları tülbent, zımpara, kasap kağıdı gibi malzemelere basar. O andaki heyecanlarını, duygularını anında aktarmak isteyen, netliği olmayan, sürekli hareket halinde çizgi akışı ile ruhsal izlenimcidir denebilir, kendi duygularının izlenimcisi. “Ablam bir gün metal plakalar gösterdi ve bir takım iğne gibi uçlar, gravür kalemleri. Onları elime aldım. Öfke ile mi, sevgi ile mi bilemiyeceğim o metal plakaları oymaya başladım. Anılarımı deşiyordum bu sert plakalarda. Onları, anılarımı böylece yeniden var ediyordum. Yaşar kılıyordum kendimce” demektedir.

Çizdiği şeyler oda içleri, içerdeki eşyalar, dolaplar, süpürgeler, çaydanlıkar, sevgilisi, peyzajlar, kayıklar, ağaçlar sanki her an dağılıp kaybolabilir ve geriye yüzeyde sadece bir ton leke kalabilirmiş gibidir.

Yapı kredi bankasının 10. yıl kutlamaları çerçevesinde 1954’ te açtığı yarışmalardan resim dalında birinciliği Aliye Berger’in “ Güneşin Doğuşu” isimli resmi kazanır. Jüride Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Kongresi için gelen üç yabancı sanat tarihçisi vardır. Dönem çok partili rejimle birlikte devletçi ve korumacı anlayıştan özel teşebbüsçü liberal piyasa ekonomisi anlayışına geçiş dönemidir. Bu çerçevede Yapı Kredi bankasının yarışma konusu da “ Türkiye’nin İktisadi Hayatından Çeşitli Üretim Faaliyetlerini Gösteren Tablolar”dır. Sanat alanında bir tarafta akademi hocalarının başı çektiği kübist eğilimli “D grubu ressamları”, diğer tarafta ise “ tavanarası ressamları” denilen ve Avrupa’da kübizmin eskidiğini ileri sürerek onlara itiraz eden soyutlamacı eğilimdeki ressamlar vardır. Aliye Berger’in soyutlamacı anlayıştaki resminin birinciliği kazanması akademik alanda büyük bir tartışma yaratır.

Eren Eyüboğlu(1907-1988) Romanya’nın Yaş kentinde doğan Eren hanımın asıl adı Ernestin Letoni’dir. Eğitimini Yaş Güzel Sanatlar Akademisi ve 1926 da gittiği Paris’te Andre Lhoth’un atölyesinde gerçekleştirir. Aynı yıl orada Bedri Rahmi ile tanışıp ona aşık olacak ve 1936 yılında onunla evlenmek üzere Türkiye’ye gelecektir. 1939’ da oğlu Mehmet Eyüboğlu’nun doğumu ve hastalıkları 10 yılını alır ve bu dönemde evde yapılabilir portre ve notürmort çalışmalarına yönelir. 1950 den sonra Anadolu’nun motifleri ve temaları resimlerine girer. Sanatçıların anadoluya açılmasında o dönemin “Anadolu Kübizmi” adı verilen hareketinin etkisi olmuştur. 1946’ da Nurullah Berk bir yıl Paris’te kalarak dönemin özelliklerini incelemiş, toplumcu gerçekçi, gelenekselci Meksika resmindeki patlamayı kendi kübist anlayışları ve anadolunun yerelliği ile kaynaştırmak istemiş, D grubunu bu konu üzerinde çalışmaya teşvik etmiştir.(11) 1951 de Fransız konsolosluğunda açılan grup sergide Hakkı Anlı, Sabri Berkel, Zühtü Müridoğlu ve Fahrünnisa Zeyd’in yanında Eren Eyüboğlunun da figürsüz soyut çalışmalar yaptığını görüyoruz. Ama daha sonra tekrar figüratif resme dönecektir. Oğlu Mehmet Eyüboğlu ile yaptığım söyleşiden “2. Dünya savaşında 11 yıl Nazi işgalinde kalan Romanya’da bulunan ailesinden hiç bir haber alamadığını, sınırlar açıldıktan sonra gittiğinde de kendini orada yabancı hissettiğini” öğreniyoruz . Ve yine “kocasının çapkınlıklarına aşkı, çocuğu ve gidecek yeri olmadığı için katlandığını, resim yaparak varolduğunu ve manevi acılarını altedebildiğini”.

ALİYE BERGER Tabloları

Aliye Berger (1903-1974) Hayatı,Eserleri

Aliye Berger (1903-1974) Hayatı,Eserleri


Aliye Berger (1903-1974) Hayatı,Eserleri


Aliye Berger (1903-1974) Hayatı,Eserleri